Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Paramparça Edilenlere

Kimseye darılmıyorum. Öyle kırılmak, gücenmek, küsüp gitmek de yok artık. Anladım ki, ne kadar değer verirsen o kadar değersizleşiyorsun. Bir insana ne kadar yaklaşmak istersen o kadar uzaklaşıyorsun. Sanırım, hayatın kuralı bu, böyle yapınca hep kaybediyorsun. Kendine hasret kalıyorsun, bu hasretle yaşıyorsun  bir ömür. Dinsin artık bu özlem. Kendime olan özlemle ölmek istemiyorum ben. Kimseyi gönül koyacak kadar sevmek istemiyorum hem. Bundan böyle kimse sabahlara kadar ağlatacak kadar değerli olmamalı gözümde. Dedim ya, becerebilirsem, kırılmayacağım kimseye. Birini kırılacak kadar sevmek, kırılacak kadar bir beklenti içine girmek istemiyorum. Vazgeçtim ben artık. Kimse için yaşamam gerekmiyor, sonuçta kimse benim için yaşamıyor. Kendi nefesimden kesercesine, başkasının nefesi olmaya da gerek yok artık. Kağıt kalemsiz olmaz belki ama ben sensiz de yaşayabilirim.

Yüreğime Dokundun

Sen, hayatımda tanıdığım en darbe almış, en çok kırılmış insanlardan birisin belki de. Her şeye rağmen dimdik ayakta duran, o güzel kalbin, çok şey öğretti bana. Bazen bir dalışın o uzaklara bakışın,  mutluluğu başkalarında değil de kendinde arayışın mesela. Sen tam anlamıyla sen olmuşsun.  Kimseye ihtiyacı olmayan, kendi kendini dik tutan o güzel yüreğine minnettarım. Geceleri, gökyüzüne dalışın, işte onu unutmayacağım.  Ve en önemlisi de bundan sonra gökyüzüne baktığımda, gördüğüm bir yıldız da sen olacaksın. Tekrar başlarmıyım bu şehirde bir senaryoya bilmem ama, elveda demiyorum sana. Hoş ça kal... Hoş kalsın gönlün.. 💕 -Yasemin'e

SABRIN SONU SELAMET

Bir şeyler koptu içimden az önce.  İçten içe canımı yakan, kabuk bağlayan yaralarımı yeniden kanatan bir şey.  Öyle bir şey ki bu, canımdan can gidiyor fakat sesim çıkmıyor, çıkamıyor.  Sanırım fazla alıştım ben susmaya.  Fazla alıştım ben, bütün acıları içimde tutmaya.  Sahi, konuşupta ne yapacağım ki, sonuçta benim canımı yakanlar yine onlar değil mi? Varsın, bilmesin kimse içimdekileri.  Varsın, devam etsinler canımı yakmaya.  Varsın bu hayat onlara güzel olsun.  Ötesi var  birde bu dünyanın...  Varsın,   sende iyiki varsın, canımı yakanım! Sen de iyiki varsın, beni yarı yolda bırakanım! Sende olmasan, ben nasıl olgunlaşacaktım... İmtihansız kul olur mu hiç.  Gece olmadan sabah olur mu? Her gecenin bir sabahı, her gözyaşının bir bedeli var.  Sabret azizim, sen sabret.  Bizim kilitli kapımızı sabır, ışığımız dua olacak.  O günler de gelecek, sen yeter...

Kimse Yalnız Değildir

Bu akşam yemeğimi dışarıda yemek için bir lokantaya gitmiştim.Burası küçük bir esnaf lokantasıydı. İçeride dört beş tane masa vardı. Siparişlerimi verip oturduktan sonra yaşlı bir amca gözüme çarpmıştı. Mavi gözlü, saçları arkaya doğru taranmış, bakışlarından her saniye bir şey düşündüğü belli olan ve iri yapılı bir adamdı. Ne aldıysa iki tane almıştı. Aldığı dürüm ekmeğin biri kendi önünde diğeri de tam karşı sandalyenin önündeydi. Başta belki doymayacağı için iki tane almıştır diye düşündüm. Fakat bu amca sanki karşısında birisi varmış gibi davranıyordu. Uzun süre bu amcayı izledim ve dayanamayıp yanına gittim. Karşıda ki sandalyeye tam oturacağım sırada kafasını birden kaldırıp "Dur evladım orası dolu" dedi ve yanındaki sandalyeyi çekerek "Buyur buraya oturabilirsin" dedi. Ben oturur oturmaz amca lafa girdi "Görüyorum evlat uzun süredir beni izliyorsun" dedi ve devam etti "Önümdeki yemek benim karşımda ki ise içimdeki çocuğun" dedi. Bende ...

ELVEDA

Her elveda, bir merhaba aslında. Elveda... Bundan sonra ben olmayacağım yanında. Elveda... Varlığım, yokluğuna bırakır artık yerini. Elveda... Yaşanmışlıklara, yaşanmamışlıklara, bir de hiç yaşanmayacaklara. Sana da elveda güzel şehir. Bakalım bu elveda, merhabayı da getirecek mi yanında.. Bakalım, yazılan başka senaryo var mı buralarda yaşanacak. Bakalım bu gözyaşları nereye kadar akacak. Ah güzel şehir, çok şey kattın inan bana. Çok şey kattın ve çok şey alıp götürdün benden.  Senin olanları istemem, ama benim olanları koparıp alma daha fazla benden. Bırak, benimle olanlar, kalsın benimle. Bırak, zaten ne kaldı ki bende. Bırak, beni benimle... Bırak güzel şehir! Bütün anıları bırak bende.  Bırak da bir şeyler kalsın yüreğim de. Bırak, şehrin kokusu sinsin üzerime. Özlemeyeyim,  özlemime yenilipte geri gelmeyeyim.

Bende Bittiğin Gibi...

Giden gittiğini, gören gördüğünü unutuyorsa bende unuttum. Bana kimse sen gibi sarılmazken çıktı bir mahper gördüğün kadın, Aldı hayallerimi, kapkara bir toprağa koydu, Enkaz olan bedenime toprak atarken seyircisi olduğun bedene bakma gafleti göstermeyen sen; Bende bittiğin gibi, bende seni bitirdim. Sana tek kelimem; Dünya tersine döneceği zaman bana dön. İmkansızı yaşat çünkü ben ölüyorum, Ey Zalim!..

ESKİ GÜNLER

           2017’nin Şubat ayındayız.Havada yakıcı gibi görünen bir güneş var.Sahi Şubat ayında neden güneş var? Gerçi doğruya burası Ankara camdan baktığınızds güneş sizi dışarı çağırır,dışarı çıktığınızda rüzgar ve ayaz sizi eve geri yollar.Havayı sıcak zannedip dışarı çıkarsınız ama dışarıda sizi güneşin sıcaklığı değil Ankaranın ayazı karşılar.Çok meşhurdur Ankaranın kuru ayazı hele yıllar geçtikçe kar yağmur yağmamaya kışlar sadece ayazla geçmeye başladı.Ankaranın ayazı ne kadar sert olursa olsun Ankaranın insanları o ayazla mücadelel ede ede dışarı çıkmaktan hiç çekinmezler.Bazen kendi kendime diyorum ki keşke şu güzel  Ankarada daha eskiden yaşasaydım.neden mi?Eğer 2017 yılında bir gençseniz büyüklerinizden sık sık duycağınız cümlelerden biri ‘Ahh! Nerde o eski günler?’ olacaktır.Bende merak ediyorum tabiî ki ne vardı da bu eski günlerde herkes o günlere hasret kalmıştı sürekli o günleriz özlediğini dile getiriyorlardı.Baba...

Demli Çayım

Gel yanıma , tut ellerimi  Uzaklaşalım bu kalabalık şehirden  Terk edilmiş bir adada mahsur kalalım Sadece sen ve ben. Bu kalabalık şehrin sahte insanlarından çok uzağa gidelim. Bir sahil kenarı olsun. Birlikte hazırladığımız şirin bir masa  Oturalım karşı karşıya.. Bir demlik çayımız olsun. Sohbetimiz çaydan daha da koyu.. Burası bizim kaçış durağımız olsun. Ruhumuzu dinlendirelim burada. Mesela , o masmavi suyun içinde koşuşturalım Bırak ıslansın kıyafetlerimiz  Hatta sırılsıklam olalım  Bir kahve yapar otururuz kumsalda  Biz aşk'a dair iki kelam ederken  Kıyafetler ıslaklığından utanıp çoktan kurur. Dünya dertlerini bir kenara itip anı yaşayalım  Yaşayalım ki mutluluğu zirvede tadalım.. Sen benim ömrüme bahar getirenim Seninle kış yaşamaya dahi razıyım. Sen varsan herşey tamam demektir. Çay demini alırken Sen çok bekletmeden gel.

Hayalleriniz İçin Mücadele Edin

İmkansız kelimesi hayatımızda bolca kullandığımız bir kelimedir. Öyle ki çoğu zaman iç konuşmalarımızda bile söylenip dururuz... Pek çok iş adamı için yıllar önce sadece hayalperest diyorlardı. Ama onlar imkansız kelimesini görmezden geldiler ve başardıklarında herkes için bu kelime anlamını yitirdi. Her zaman en iyisine ulaşmak için çalışın. Hayatta gerçek motivasyon, yaptığın işte en iyiye ulaşmaktır. Bunun vereceği mutluluğu hiç bir şey değiştiremez. Bu bir süreçtir. Adım adım her gün kendini en iyiye doğru ilerletmelisin. Hata yapmak sanıldığının aksine iyidir. Bir insan iki şekilde öğrenir; deneyerek veya izleyerek. İnsanlar denediklerinde tecrübe kazanırlar. Eğer hayatın boyunca denemezsen bilgilerin her zaman teorik kalır. Eğer her gün başaracağına olan inançla uyanırsan ve bunun için çalışırsan. Her gece başarmanın ve çalışmanın mutluluğu ile uyursun. Hayatta başaracağına inanıyorsan başkaları da buna inanmak zorunda hissederler kendilerini. Hayat bir mücadele olabili...