Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ŞAH-MAT...

Rüzgar , bir haber getirmiş bana... Yüreğime dokundu sadece... Belli ki ; büyük bir müjdeydi bu... Yıllardır beklediğim... "O geldi !" dedi , fısıldayarak... "Nasıl yani ?" dedim içimden... Birkaç tokat atıp , bir sigara yaktım... Evet , rüya değildi... Gözyaşlarım , tebessümümle birleşti... Özlediğimi fark ettim, bu duyguyu... Uzun zaman olmuştu... Yeniden "mutlu" hissetmek... "Peki nerede ?" diye sordum... "O hep yanındaydı zaten." dedi... "Yani gelen o değil , zaman mıydı ?" "Evet , artık zamanı geldi..." Korkmuştum... Yıllardık beklediğim o aşk ; Artık kapımdaydı... Peki ya anahtar ?.. Nasıl açacaktım kapıyı ? Nasıl tutacaktım elini ? İşte bu da , yeni sınavımdı... Yeni bir süreç daha... Mutluluğa son bir adım daha... Ela gözlü sevdiceğime kavuşmaya... İnanması güç değil mi ? Bunca yıldan sonra hemde... Yalnız ölmek için ; Tüm planları yapmıştım oysa... Kılıcımı kuşanıp ç...

Paramparça

Paramparça ettin beni. Topluyor gibi gözüktün, ama olacağı varsa bile bitirdin, yetmedi paramparça edip, cam kırıklarına çevirdin kalbimi. Bense sustum.. Olabildiğince, dayanabildiğim kadarıyla. İfade edebilecek hiçbir kelime yok duygularımı. Hiçbir kelime tercüman olamıyor kalbime.. Hep bir eksik kalıyor kelimeler hislerim yanında. Yarım bırakılmış gibiyim yolun ortasında. Yalnızlığın zirvesinde.. Haketmedim oysa ben bunları. Sende bu yazdığım satırları..  Bir kelimesini bile haketmedin. Bense bile bile yazıyorum yine de. Yeni bir sayfa açıyorum, geride bırakmaya çalıştıkça seni ısrarla karşıma çıkıyorsun ya hani, çıkma.  Ne yoluma, ne de satırlarıma. Sana çıkan her yol uçuruma çıkıyor.. Ve ben yeterince acı çektim, inan daha fazlasına dayanamaz kalbim.. İyiliğimi istiyorsan,  olabildiğince uzak dur benden.

Geçip Gidiyor Zaman

                                                      1 Ekim 2015 Geçip gidiyor zaman. Hiç ardına bakmadan. Yetişmek zorunda kalırken bazen zamana, odaklanamıyoruz bazen yaşadığımız ana.. Zamanla yarışıyoruz işte, sadece zamanla da değil, aynı zamanda da insanlarla.. Yaşadığımız anın güzelliklerini daha farkedemeden, geçip gidiyor her şey.  Geride bırakıyoruz yaptığımız pişmanlıklarımızı. Aynı hatalar defalarca üst üste yapılabiliyor öyle değil mi? Şimdi diyeceksin belki bana " Geçmiş , geçmiştir sonuçta. " Benim satırlara haykırdığım gibi, sende haykırmak isteyebilirsin yazdıklarıma. Ben bir anlatayım derdimi, sonra söz dinleyeceğim seni. Kim ne derse desin, söz aldırış etmeyeceğim. Asıl anlatmak istediğim olay şu; Mutlu olmuşsundur elbet. Kalbinin bir yerlerinde gizlemiş olabilirsin bu duyguyu, ya da bir süreliğine hapsetmi...

Alışılmışın Dışında

                                                          2 Ekim 2015 Canı yanarak öğreniyor insan bazen yanlışlarını.  Yalnızım bundan sonra, tek başıma.. Bu sefer ki bir zorunluluk değil tamamıyla seçim. Bir nevi hayata karşı teslim.. Umursamamak gerekiyormuş hayatı , bazı insanları. Alışılmışın dışındayım bugün. Bugün sanki bir başka gün. Her şey yabancı, fazla uzak.. Her şeyin dışındaymışım gibi sanki.. Sizler de yazın bir kenara.. " Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak." Her biriniz kalbimi kırdıktan sonra ben hep herşeye rağmen tebessüm ettim, en azından bunun için bir çaba sarfettim. Her defasında aynı şeyler oldu. Ben üzülmüyormuş gibi davranmaya çalıştıkça SEN daha fazla geri planda bıraktın beni. Hanı yaz bir kenara , dedim ya! Şimdi yaz bir kenara ve sakın unutma. Yaktığın kadar yanacak canın. İncittiğin kada...
BİR PARÇA SEN Ay doğuyor bu gece Yıldızlar göz kırpıyor gökyüzünden hecelerime Satırlarım senle uslanıyor Ayyaş harflerim şekersiz kahve içmişçesine kendine geliyor Ve sen yazıyor Şimdi daha bir sarhoş kelimeler Çünkü ne zaman sen gelsen Tümceler tarumar edilmiş gibi Cümleler isyan bayraklarını çekmiş Ehliyeti yok yüreğimin sevmeye seni Kabem kırık dökük Putlarım savaş meydanı Bir kurtarıcı bekliyor kalbim Sol kaburgamdan çıkartıp sunuyorum seni Her yükleme Yorgun eylemlerim şahlanıyor Ve tekrar bir savaş başlıyor yüreğimde Oysa söz vermişti bir daha düşmeyeceğine Ayaklarını kanatmayacağına Kan revan içinde dönüyor güneş Dünya bütün varlığını yitirmiş Ormanlar yangın yeri Ciğerlerim harap Gözlerim harp meydanın da şehit edilmiş Kör-kütük geliyorum kapına Kabul etmez misin bu gelişimi Bu ilk gelişim kapına Daha önce hiç dokunmadım tokmağına Keşke kafam kırılsaydıda çalmasaydım kapını Kıtmir gibi bekleseydim atac...

KALBİM

İçimdeki mutluluğumsun sen, hiç dinmeyen özlemim, bitmeyen sevgimsin. Her şeyimsin sen benim, aldığım her bir nefesim, atan kalbimsin.  Yaşayabileceğim en güzel hayalsin sen.  Benim hayalimsin, sadece benim.  Çocukça olan kıskançlığımsın. Varlığına şükredişim, ağlarken bir anda güldürenimsin. Başka söze ne hacet,  dedim ya sen benim her şeyimsin.. Sen bensin, benimsin.. Şaire...

Gün Batımında

Geceler sabah olmuyor şu günlerde.. İçimde yeşeren sevda tomurcukları , Kanımda dolaşan gençlik çılgınlıkları Olmuyor işte... Sensiz geçen şu geceler sabaha çıkmıyor. Güneş herkes için doğuyor da benim için doğmuyor. Gözlerini görsem , Boynuna sarılsam , Ellerini ellerime kelepçelesem , Belki , bir gün banada güneş doğar. Belki , beraber izleriz gün batımını. O muhteşem kızıllıkta sarılırız. Belki , manzarayla bütünleşiriz Kuşlar cıvıl cıvıl öterler bizim için Çiçekler gülümser , Ay tepeden izler , Göz göze geliriz , O an dünya durur. İnsanlar işlerini bırakır dinlenirler,  Ruhumuz dizginleşir Düşüncelerimiz tatile çıkar , Biz sadece sarılırız.  Ruhumun ihtiyacı var  Kanat geren sıcaklığına  Sahi biz neden sarılmıyoruz ?  Gün batımında sarılsan ya bana...

Bir Sen Varsın İşte

Bir sen varsın yanımda,  yanıbaşımda olan,  göremeden içimde ki sevgiyi büyüttüğüm, duyamadan sevgiyi hissettiğim... " Yokluğu da varlığı kadar değerli olan insan "  diye anlatırım ben seni. Düşünürken uzun uzun seni, farkettim ki yoksun, ama yokluğunda bir o kadar değerli... Yoksun ama kalemim hâlâ seni anlatma çabasında.  Yoksun ama kalbim, hâlâ yanımda, hissediyorum havasında... Yokluğunun her zerresinin değerini bilirken, sanırım fazla alıştırdım kendimi yokluğuna. Gelmeyeceğine, göremeyeceğime.. Varlığın..  Varlığında da afallıyorum işte.  Varlığında gülümsemem gerekirken kimi sebepler çok mutlu olmaktan çok, üzüyor beni.  Sanırım, benim o tavırlarım da üzüyor seni.. Sevinemiyorum... "İyi ki yanımdasın"  diyemiyorum.  En kötüsü sevdiğimi bile hissettiremiyorum.. Bana sorarsan deliler gibi seviyorum..  Ama kaçıyorum.  Hoş, hayal kurmaktan kaçtığımı da bilirsin sen....

Bir Eylül Sabahı

22 Eylül 2015 Günlerdir yazamıyorum bu satırlara. Konuşmak gelmiyorken içimden susmak istemiyor kalemim. Tam tersi oluyor sanki yaşadıklarımın. Her zaman " Bırak Yazma! " diyen kalemim  yazdığım duygulara,  şimdi ise ısrarla haykırmak istiyor. Bu sefer de ben yazmıyorum,  yazamıyorum.. Susma diyor bu sefer de. Herkes konuşuyor, sende susma! Diye haykırırken satırlara çaresizce yazıyorum bende. Karmakarışık duyguların ve yıkılmış hayallerin eşliğinde..  Bazen kalemimin ucu bile tükeniyor, belli ki o da dayanamıyor. Yazmak istemiyorum işte! Sanki zulmediyorum yaşayamadığım duygulara.. Bırak diyorum kendime. Bırak onları incitme.. Ne yaptığını görmüyor musun?  Diyorum kendime. Kalemim tükenince, inkâr edercesine bir diğer kalem çarpıyor gözüme. Önce yazıyorum , ardından da bir güzel karalıyorum, yazdığım üç beş dizeyi de. Bırak diyorum,  bırak şu kalemi, yazamıyorsun işte!
SANA KOŞUŞUM Çoraplarını çıkartıp koşuyor yüreğim sana   Yalın ayak bir çocuk tebessümü var yanaklarında   Körkütük sarhoş olan benliğim huzur buluyor kokunla Sek içiyor acıları yine hasretin Bir müzik duyuyor kalbim Dansa kaldırıyor ellerimi özlem Ve an avuçlarımda eriyor zamanın idam sehpası Oysa küçücük hayalleri olan aklım şimdi uslu durması gerekirken yaramazlık yapıyor Bulup çıkartıyor seni anılarımdan Hiç istemesem dahi düşlüyorum   Düşüyorum yine sensizliğin çukura   Dizlerim ve dizelerim yaralanıyor Sarsan onları   Öpsen dudaklarınla   Hiç ağlamaz bir daha cümleler Tümcelerin sesi soluğu kesilir dediğinde   dudakların Bir daha yapayacağına, terlemeyeceğine söz verir tenim
SEVDİCEĞE DAİR Bulutların yağmura özlemi var Ellerimin ellerine Yaşamak ne mümkün yokluğunda Zalimlik diz boyu   Aşkın kanununda Merhameti kalmadı kalemin Umursamaz oldu harflerin Rahat bırakmasını istiyorum azrailin Ama bir türlü bırakmıyor peşimi Takati kalmadı artık düşlerimin Zaten reşit değildi yüreğim   Ama nedense sen de kaldı Şimdi istesem verir misin? bana uğrasa söylediğin cümleler önce Misal benim semtime uğrasa senin memleketinden gelen rüzgarlar Biliyorum ağır bir görevi var rüzgarın Çünkü ciğerlerime dahi korktuğu bir meseleyi nasıl kaldırsın rüzgar Bu arada   Söyler misin Biz niye var olmuştuk?

Hissizmişim

Susuyorum; duygusuz sanıyorlar... Hissiz biri gibiymişim gibi tavırları. Gülüyorum, gülümsüyorum adını mutluluk koyuyorlar. Kimse ağlamak istemediğim için güldüğümü bilmez mesela. Sahi nereden bilecekler ki? Kim tam anlamıyla anlamaya çalıştı ki beni? Hislerime kim önem verdi ki?  Yalan söyleyemem. Destek olmak için yanımda olmaya çalışanlar da var tabi... Ama bazılarının bakışları bana sanki acıyorlarmış gibi. Acıyı da mutluluğu da zirvelerde yaşayan biriyim ben. Ya sen? Bak, okuyorsun işte şimdi hissettiklerimi. Söyle bana yazdıklarım hissiz bir insanın düşünceleri olabilir mi? Susuyorum işte yine... Seni de sana bırakmış bir vaziyette, gidiyorum... Çünkü artık bu düşüncelerimle nereye varabileceğimi bilmiyorum.  İnan ki bilmiyorum.. Bir uzaklaşmak istediğimi biliyorum, bir de çok özleyeceğimi... Önce gidiyorum, ardıma bakmadan,   düşüncelerimin beynimi kemirmekten vazgeçmezken, ilerleyemeden,  gerisingeri dönüyorum.. Bıraktığınız gibi miyim,...

GELSEN ARTIK

İçim yanıyor, âdeta kan ağlıyor fakat sesim çıkmıyor.  Çıkaramıyorum. Aksine ayaktayım dercesine, bütün hüznümü kalbime gömercesine susuyorum, bu da yetmiyormuş gibi gülüyorum. İçim kan ağlıyor, canımdan can gidiyor ama ben gülüyorum. Çekip gitmek istiyorum, uzaklaşmak istiyorum uzun bir süre. Sen ben geldim kızım, hepsi bitti diyene kadar hemde. Fakat korkuyorum baba, gelmemenden, seni görememekten, duyamamaktan korkuyorum. İşte o yüzden gidemiyorum hiç bir zaman. Bıraktığın yerde, bıraktığın gibi değilim baba. O neşeli, deli dolu kızının mutluluğu da gitti seninle beraber.  Eskisi gibi değil hiç bir şey. Ben değilim, sen değilsin, ailemiz eskisi gibi değil. Hep itiraz ederdim, en ufak bir şeyde hemen darılıverirdim. Gel baba, gel... Bu sefer aynı şeyleri yapmayacağım sana. Eskisinden daha sıkı sarılacağım. Bu sefer hadi kızım geç kaldım deyip de gidemeyeceksin hemen öyle. Ayrılmayacağım.  İçimdeki özlem bir nebze olsun dinene kadar, içimdeki acı biraz o...
Acının Sillesi Acı; Vukuatlı hayallerimi terbiye ediyor Acı; Tüm denklerime ayar veriyor   Acı; Bütün fizik yasalarını bozuyor Ey acım; Sana o kadar açım ki Şimdi nerden çıktı   Sevmek eylemi Aksiyonunu yitirdi düşlerim Sen cemre gibi düştükten sonra Bahar geldi harflerime   Oysa ben kıştım   Nakıştım Bakıştım   İnkar etme sana en çok ben yakıştım diyor Özdemir abi Doğruları yalanlamak gerçek bir üslup değil Sorgulamak lazım gerçekliği Ve sen en büyük sorgum Bu yük benim kutsal varlığım Şimdi birbir boşalıyor kadehler Dudaklarımdan sızıyor sensizliğin şarabı Ciğerime dolan sokaklarının kokusuyla edepleriyle oksijen Her an’ım seni düşlemekle geçiyor Ve ben en çok bunu   seviyorum Seni düşlemek ne güzel şey diyor Nazım Memleket gibi 7 coğrafya 4 mevsim Birbirinden farklı iklim Sen çölde yetiştirmeye çalıştığım Nilüfer çiçeğim Bir papatya gibi açsana yüreğimde   Gel ...

Sana Kırgınım " HAYAT"

Hayatımı anlatacak olsam ,  Süregelmiş seyahat yolculukları derdim herhalde Sürekli bir koşuşturmaca içinde ,  Oradan oraya savrularak. Özellikle tren garlarının ve otogarların hep içimi acıtan bir yanı olmuştur. Telaşlı adımlarla bir sonraki sefere yetişmek için yıpranan bir beden Elinde bir valiz tıngır tıngır peşinden sürükleme Camdan dışarı baktığımda uzun süre salınan o eller,  Gözden kaybolana dek havada hacim çizen Kaybolduktan sonra ise boşluğa düşen ah o eller. Herkes sevdiklerini uğurlama telaşında Ben ise elimde bir valiz tek başımayım… Merhaba hayat ; Bir cam kenarı yolculuğu daha başlıyor. En yakın arkadaşım kulaklığım ,kalemim ve defterim. Kulağımda naiften bir müzik,  Çevrede tıngırdayan ray sesleri Kafamı çeviriyorum gözleri yaşlı insanlar Bir hüzün düşüyor yüreğime,  Gözümden bir damla yaş düşüyor,  Peşi sıra bir iki üç… Çocukluğumdan beri tren garları bir şehrin sırlı kapısından g...