Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DİLE GELMEYENLER KALEMİN UCUNDA..

Bittim ben, parça parça, cümle cümle, bittim zamanla..   Bir mum gibi tükendim âdeta.  Ne kendime ne de bir başkasına bir yararım var artık.  Konuşsam ne fayda, bu yazdıklarım yanında.   Ömrümden gittiğini bile bile vazgeçmeksizin  satır satır yazdım ben.  Her şeyden vazgeçtim bir tek yazmaktan vazgeçemedim..  Kimseye anlatamadıklarımı yazdım,  belki dile gelmeyenler gelir diye  kalemimin ucuna, vazgeçmedim ben durmadan yazdım.  Sevindim yazdım,  kırıldım yazdım,  ağladım yazdım,  konuşamadım,  anlatamadım yine yazdım.   Kelimeler hep bir yetersiz, kalbi tercüman edemedi tabi kalemim..  Olsun dedim, olduğu kadar dedim yine vazgeçmedim yazdım.  Sayfalar dolusu yazdım hemde.  Hele sana, en çok sana yazdım.  Önce sevdim, aşkı anlatmak istedim bir nebze, hissettirmek istedim,  sonra çekip gittin ardında kaldım yapayalnız..  Anlatamadım kimselere yine yazdım. ...

Bir Adamın Külleri...

Elleri sigara tutan adam... Parmaklarını yüzüklerle donatmış... Gözlerini kaçırmış insanlardan , Duygularını saklamış iki kapaklı defterlere... Huzuru maviye , Hayatını gömmüş gecenin karanlığına... Belki de gecenin tek lânetiydi ; Karanlık... Zirâ onu bu kadar kaçınılmaz yapan , Başka bir sebep olamazdı... Uykusuz bilmem kaç gece... Kül tablasında unutulan birkaç paket sigara... Yağmura gizlenmiş göz yaşları... Şarkılara gömülmüş hayaller... Ve penceresinden bıraktığı küçük notlar... Bütün sessizliğini bırakmış orada... Duman soluyan ciğerleri... Ve sesinden fazla titreyen elleri... Yolculuğunu tamamlamış , Yorgun kalpli biri gibi... Hayata kustuğu kinini ,  İçinde bitmeyen çığlığıyla örtpas eden... Öyle bir adam işte... Kırık cam parçaları üzerinde , Kanayan ruhunu anlatmış Uçuşan şiir küllerinde... SIRADAN BİRİ...

BABAM'A

Çok özledim baba. O hiç çıkmadığın yan odadan, "kızııımm" diye seslenişlerini, sana dair her şeyi özledim. Kızışlarını bile özledim baba.  Göremeyeceğim duyamayacağım yerdesin şimdi.  O kadar çok özledim ki. Sahi niye canımızı bu kadar yaktılar baba? Hiç mi vicdan yok bu insanlarda?  Ah be baba..  Ne yaptığını bilememek, yere göğe sığdıramadığım seni, dört duvar arasında sığdırmalarını aklım almıyor.  Bu o kadar çok canımı yakıyor ki. Senin o hep güçlü  gördüğün kızın yerle bir şimdi.  Ah baba ah.. Şimdi bırak adının geçmesini "BABA" kelimesini bile duysam gözlerim doluyor önce..  Sonra, uzaklaşıyorum sessizce. Kendimi dinleyebileceğim bir yerler arıyorum usulca. Sesini kulaklarımda canlandırabileceğim bir yer. Sesin hiç silinsin istemiyorum kulaklarımdan. Hapsettim bütün sevgimi kalbime. Aslına bakarsan bu kadar sevdiğimi bende bilmezdim be baba. Çok seviyorum derdim de bu kelimelerin de ötesinde bir şey miş.. Varlığına yeterin...

Ömrüm

Sen yıllarca aradığım nutkum Bir asırlık kalbimdeki uykum Gönül mabedime ne güzel buyurdun İltişamında kaybolduğum ufkum Asırlık cefamın gelecek sefası Canımın dünyaya olan vefası Onca acıya körükleyerek eledim Şimdi içimdeki yangının deryası 19 senelik yegâne hayalim Uğruna yanlış yollara girdiğim Kör gönüllerin anlayamacağı sevdam Ceddim Mecnun aşkıma âlim Sen elde kalan son umudum Neslime nesil katacak soyum Kalbimin ebedi erbabısın Ne etsem olmuyor sana doyum Kollarını boynuma dolandır Kokunu her zerreme bulandır Gözlerinin kahveliğinde kaybolayım Uzaktan öp, buseni kalbime kondur Semaya uzanan eller seni ister Kalbmin her saniye adını zikreder Rabbimin lütfu bana koca sevdan Gönlüm varlığına daimi şükreder Hasret naatları yakılar her kelamdan Yürek iniltileri çıkar bir neyzenden İçim içim inler göğsümün sol yanı Geçmez bunlar elim eline kavuşmadan ...

YOKUM ARTIK

Varlığınla yokluğun bir desem yeri.  Hatta sana ne desem yeri.  Hiç bir cümle hiç bir kelime tercüman olamaz kalbime..  Sayfalarca yazsamda anlatamadım bir türlü sana derdimi, ki sen anlamak istemedin hiçbir zaman beni.  Boşunaydı bütün bu satırlar.  Unuttuğun bir şey vardı sadece, yazdığım bu satırlar, sayfalardan değil, ömrümden gidiyordu.  Onu da farketmedin.  Olsun.  Şimdi yokum.  Sana böyle sayfalarca yazan biri  olmayacak hiç bir zaman.  Tek bir satırda bitirecekler seni.  İşte o zaman, anlayacaksın bu satırların değerini.  Pişmanlığını hissettiğin o anda, ne ben ne de satırlarım olacak hayatında.  Hoşçakal bile denmez artık sana.  "Umarım ömrün boyunca sevgiye hasret yaşarsın."

Kasım

Doğarken ağladım, kurumadı hala gözyaşım, Ruhumda derin kesikler var on sekiz yaşım. Yüksek dağın zirvesi gibi olmuş başım, Kalbimi doyuracak yokmu bir aşım. Sükunet içinde mi geçti yıllarım? Hep bir engel içinde olan yollarım, Yinede engelleri sonuna kadar zorlarım, Ben en içten dualarımı rabbe yollarım. Ben Mecnunun bu nesildeki simgesi, Bedenim gül kırmızısına bürünmüş. Yüreğimde ki berraklık görünmüş, Hak yoluna bu diyarda sürünmüş... Neyleyim ben Leylasız olan bu yüreği, Ne işe yarar, içinde bir yar bulunmazsa. Sence boşamı çekip dururum bu küreği? Değmeyen kişilerlemi avuttum bu sineyi? Ömür geçtide, yaralar geçmek bilmedi, Zamanla geçer, bir şey kalmaz dendi. Ömür geçtide, yaralar kabuk dahi tutmadı, Olan geçen ömre olduğuyla kaldı... Kaldı geride onsekiz bahar, Saça bir kaç tane daha beyaz katar. Gelip geçti esintisiyle sonbahar, Yapraklarımı döktüm sonuna kadar. İn...

SON ÇARE SEN OLSAN DA

Kimsenin elini tutmayacağını bile bile çırpınmak nedir bilir misin?  Gittiğin yolun uçuruma çıkacağını bile bile yürümeyi? Ya yarı yolda bırakılacağını bile bile sevmeyi? Gittiğim yolun sonunda senin olman yeterliydi önceden. Şimdi ise uçurumdan kurtaracak tek yol sen olsan, vazgeçmem o uçurumlardan.. Sen bana yaşamayı değil, ölmeyi öğrettin çünkü. Hemde defalarca..

BANA HAYAL DEMEYİN

Bana hayal demeyin, zirâ ben, sadece hayal kırıklığını bilirim. Sanırım sadece bir kere inanarak hayal kurdum..  Kurmamla beraber yıkılması da bir oldu.  Benim de kaderimde bu varmış işte. İlk ve son hayalimdi diyebilirim.  İmkânsız diye kısıtlamadığım son hayal.. Bu yüzden olmamalı ki her zaman yeri bir başkadır bende. Her aklıma geldiğinde gözyaşlarım bırakır kendini yanaklarıma. Yanaklarım da sanki alışkınmış gibi süzülmelerine izin verir her defasında.  Ne anlamak isteyen olur beni, ne de ben anlatmak isterim. İçimde bir sır gibi kaldı şimdiye dek.. Kalmaya da devam edecek.. Elbet biri anlatmamı isteyecek onu da bilirim.  Anlatamayacağımı da..  Anlamayacak karşımda ki beni gözyaşlarım süzülürken.. Neden? Diyecek. Adı geçtiğinde gözyaşlarının duramaması neden? Susacağım..  Yanımda ki kim olursa, yaslanacağım omuzlarına. Yine anlamayacak, yine konuşmayacağım.. Bu sefer gözyaşlarım da konuşmasına izin vermeyecek...

Hissiz Papatya

Her üzüntüm de ömrümden bir gün daha gider,  Bir papatya yaprağı daha solar, Bir halka daha oluşur gözlerimde, Durmaz gözyaşlarım akar da sel olur. Her üzüntüm de bir umudum daha körelir, Biraz hüzünlü , biraz kırgın bakar gözlerim, Dilimden düşen her sözcük  biraz daha keskinleşir  Bir yabancı olur doğarım yeniden, Kaybettiğim benliğimin yanı sıra, Büründüğüm benliğimdir içimi ateşe veren.

DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOLLARIM VAR!

Ardıma bakmadan çekip gitmeyi sevmem ben. Ama  eğer bir gidersem, kolay kolay geri dönmem. Kolay kolay kırılmaz kalbim, ama bir kere kırıldım mı zor toparlarım kendimi.. Kalbimde yer edinenler duâlarımın başında gelir her zaman, içten aminlerim vardır onlara karşı. Eğer seviyorsam,  canımdan öte görürüm seni, taa ki vazgeçene kadar,  taa ki  bitirene kadar.. Eğer sildiysem seni bil ki geri dönüşüm olmaz bir daha.

GEÇİP GİDİYOR ZAMAN

Geçip gidiyor zaman, hiç ardına  bakmadan.  Yetişmek zorunda kalırken bazen zamana, odaklanamıyoruz bazen yaşadığımız âna.. Zamanla yarışıyoruz işte, sadece zamanla da değil, aynı zamanda da insanlarla.. Yaşadığımız anın güzelliklerini daha farkedemeden, geçip gidiyor her şey.  Geride bırakıyoruz yaptığımız pişmanlıklarımızı. Aynı hatalar defalarca üst üste yapılabiliyor öyle değil mi? Şimdi diyeceksin belki bana "Geçmiş , geçmiştir sonuçta." Benim satırlara haykırdığım gibi, sende haykırmak isteyebilirsin yazdıklarıma. Ben bir anlatayım derdimi, sonra söz dinleyeceğim seni. Kim ne derse desin, söz aldırış etmeyeceğim. Asıl anlatmak istediğim olay şu; Mutlu olmuşsundur elbet. Kalbinin bir yerlerinde gizlemiş olabilirsin bu duyguyu, ya da bir süreliğine hapsetmiş.. Hani dedim ya " Farkında değiliz bazı şeylerin " Mesela o her saniye , her dakika atan kalbin.. Ya da aldığın her bir nefes.. Belki de üzerimizde var bir alışılmışlık. Ondan bu farkında ...

Aynanın Diğer Tarafi

Aynı gökyüzüne bakan farklı iki şehir birleşmiş sanki ,  Mavi atlas döşeli bir beşikte , aralarında diyarlar olan iki dağ birbirine kavuşmuş gibi... Öylesine hasret birbirine.. Öylesine benzer.. Aynı yıldızlarda yoğunlaşmış  duygular bütünü, Kendi etrafında dönüp duran dünya misali Öylesine yalnız.. Öylesine bir.. Denizle gökyüzünün birleştiği herkesin bakıp kimsenin göremediği o yerde,  Birbirini bulmuş iki martı misali... Farklı hikayeler yazıp, Aynı hayatları yaşar gibi.. Farklı hayatları yaşayıp,  Aynı hikayeleri yazar gibi.. Balıkçı kral misali, Deniz kızı misali, Bir o kadar hasta,  Bir o kadar tehlikeli, Nereden geldiği bilinmeyen , Lakin bir türlü de gitmeyen lanet gibi.. Korkunç ve karanlık... Kavuşamayan iki martının, aynı oltanın ucunda buluşması gibi.. Bir ortaklık öyküsüdür bu ; Sonu görünmeyen uykusuz gecelerde, Bol kahkahalı , bol gözyaşı biriktiren  A...

Adı "Mutluluk" ....

Uzun bir hikaye anlatacağım size... Karanlık matemin en dibinde başlayan , Bu amansız hastalığımı... Bardak dolmuştu ağzına kadar... Ve taşacak bir yer arıyordum Aynaya baktım sonra , Kendimden daha güzel bir liman olamazdı... Olmadı da zaten... Nedensizce dolmuyordu içim... İnan düşünmek bile istemedim Ne varsa attım o kuyuya Dönüp bakmadım arkama... Kelimelere sarıldım o gece , Sigaraya sarıldım , Kahveye... Farklıydım işte.. Bir omuz yerine ; Bin paket sigara  Bin paket kahve  Ve sonsuz kelime... Ve kimse de fark etmedi... Herkes uyuyordu o saatte  Baykuşlar bile... Sonra da istemedim kimseyi Ne biri kaldırabilirdi yaşadıklarımı  Ne de ben anlatabilirdim... Bir hikaye uydurdum ben de Adı "mutluluk" diye... Sorgulamak gelmedi kimsenin aklına Ya da sormak istemedi , hayatıma aldıklarım... Yaşadıkça yazdım , Yazdıkça yaşadım... Kimi zaman oldu , Kendim bile inandım... Kimi zaman öldü...

Son Çırpınış

Kim bilir ;  Belki de ölüm çalar kapımızı.. Kendimizi dahi bulamazken sözcüklerde,  Yaşamın sonuna geldiğimizi farkedemeden, Kim bilir ;  Belki bir son yazılır ardımızdan.. Kıyasıya , mutlu yada mutsuz bir hayat serüveni  Tüm bilinenler saklı kapılar arkasında, Sonsuzluğa sürüklenirken. Kim bilir ;  Belki de bir ağıt yazılır ardımızdan.  Bizler ;  Ya dünyanın bütün kirliliğine inat güzel olacağız, Ya da sessizce ölümün kapımızı çalmasını  bekleyeceğiz..

Yalnızlığın Rivayeti...

Sevgilim ; Neden düşünürsün öyle ? Yarını bilir gibi... Bir fincan kahven , Yok mu sevgilim ? Beni neden görmüyorsun sevgilim ? Bak , karşındayım işte... Neden ağlıyorsun sevgilim ? Fotoğrafıma sarılarak... Neden siyah giydin sevgilim ? Sen siyahı hiç sevmezsin ki... Neden mezarlıktasın sevgilim ? O çiçekler kime ? Bu mezar... Bu isim... Ama nasıl olur sevgilim ? Ben hala yanındayım... Ben , ölmedim sevgilim... Ben buradayım , tam karşında... Bak sen de seslendin bana... Hayır, bir dakika... O çocuk... O çocuk , "baba" diye ağlıyor sevgilim ? Nasıl olur ? Anlamıyorum... İçim acıyor... Peki ne zaman oldu ? Ona hiç sarılabildim mi ? Peki nasıl oldu ? Son kez görebildim mi seni ? Özür dilerim sevgilim... Özür dilerim... SIRADAN BİRİ...