Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kışın Ortasında

Soğuk soğuk esiyor rüzgar,  Odamın camları buğu içinde  Kapımızın önünde yanan , bir sokak lambası  Şırıl Şırıl yağan yağmur , Gökyüzü delinircesine. Araba sesleri , egzoz dumanları derken  Yıldızları seyredaldım , odamın balkonunda  Kar , geliyor sanki uzaklardan  Yağsın da kırılsın bu zifiri soğuklar  Bir kar tanesi konsa kirpiğimin ucuna  Bakakalsam öylece , kışın ortasında  Keşke , gökyüzünde uçan bir martı olsam  Uçsam istediğim şehire ,  Görsem sevdiklerimi bir kez daha dünya gözüyle... Bir pencere kenarında ,  Elimde bir kahve birde en sevdiğim kitabım ,  Hüznün ve duygusallığın, biraz da hasret kalmışlığın mağbedinde  Ruhumu dinlendirir , Kışla barışırım...

BENDEN ÖTE BİR BENSİN SEN

Seni taşımak istedim mısralarıma.. Güzelleşsin istedim satırlarım. Buram buram özlem koksun istedim bu satırlar.. Koksun ki, sana ait olduğu belli olsun. Öylesine özlem koksun ki anla seni nasıl sevdiğimi.. Sonra dedim ki bir mektup yazmalıyım sevgiliye.. Ve öyle şeyler yazmalıyım ki  yanımda, yanıbaşımda değilde aramızda sanki kilometrelerce uzanan yollar, dağlar, tepeler varmışçasına, özlem kokmalı..  Beni anlatmalı, ve sen gözlerime bakınca her  şeyi anlamalısın, konuşmama gerek kalmamalı, hissetmelisin en derinden.. Her kelime, her harften buram buram özlem düşmeli,  çok şey istemedim ki, seni ne kadar sevdiğimi, bir anlık yokluğunun bile yüreğimi ateşlere düşürdüğünü bilmeni, hissetmeni istedim. Kimse bilmez gerçek beni oysa bir ben var benden içeri dedim, duvarlar ördüm kendime, kimse bilmesin istedim  içimdeki yangınları..  Sense, yıktın geçilmez dediğim bentleri. Ne diyeyim daha ben sana, bir ben oldun işte benden içeri..

" Bayım "

Ben şiirlerin kadınıyım ! Şiirler demler içerim , yüreğimin tenhalarında. İstilası olduğum her anı , Dökerim mürekkebimin izine  Ben şiirlerin kadınıyım bayım ! Sevmek isterseniz , Tüm benliğimle buradayım.. Lakin ben çok yorgunum , Susmaktan çok , durgunum , Ama içimi bilemezsiniz.. Dışım size gül bahçeleri sunar , Siz buna aldanmayın bayım ! İçim cenaze namazında , etrafı süsleyen bir çelenkten ibaret. Sadece sevmenizi diliyorum... Karşılık beklemeden. Siz severseniz ,  Ben zaten ömrümü size vermek isterim. Ben şiirlerin kadınıyım bayım ! Sevince delicesine , Üzülünce en derinine,  İçimde ki çelenki gül bahçesine çevirmek ise sizin elinizde...

DUYGU KARMAŞASI

Kim olduğumun kimsenin umrunda olmadığı zamanlardan sesleniyorum  sizlere! Kim olduğumun bir önemi yok değil mi?  Nasıl biri olduğumu saymıyorum bile.. Umarım SEN o düşüncelere sahip değilsin..  Hislerimin aynasıdır yazdıklarım, doğrudur.. Kimi zaman sessiz çığlıklarım yer alır sayfalarda, kimi zaman kahkahalarım.. Kim okumak ister ki başkasının yaşantısından, adeta bir duygu karmaşasından  izler bulunan denemeleri? Sen.. Belli ki o yüzden buradasın.. Belli ki o karmaşa sende de var..

Sonsuzluk Geçidi...

Balıkçı Kral misali... Bekledim yıllarca... Hastalığım son safhaya gelmişti , Kime dokunsam , kaçıyordu... Oturmuş tahtıma , bekliyordum işte... Elbet bir gün gelecekti... Kadın gibiydi , bekletmeyi severdi... Ansızın bir gece gelebilirdi , Ölüm... Az kaldı , biliyorum Tadı kaçmaya başlamıştı , dünyanın Sevgi ; yoktu artık Elbise giymiş iskelet parçalarında... Bir duman daha çekiyordum , Ölüme yaklaşmak adına ,  Tütün gibi yanarken , yaşam boyu... Yazmaktan vazgeçmek olmazdı , Lâkin mürekkep tükeniyordu... Son sözler ; Son nefesle birlikte bitecekti... "Hoşçakal.." Diyerek bitmeliydi ömür Lâkin vedalaşmayı bilmezdi adam "Kendime İyi Bak..." Dedi... Ve yumdu gözlerini... Balıkçı Kral misali ; Sonsuzluğa kavuşmuştu... Sonsuz mutluluğa...      SIRADAN BİRİ...

24 KASIM

Birşeyler yazmak istiyorum öğretmenim size.. Gece ile gündüzümün birbirine karıştığı bu vakitlerde, aldım kalemimi elime. Düşündüm önce kendimce, size ne yazabilirim? diye. Günler öncesinden, hazır etmek istedim, yüzünüze söylemeye cesaret edemediğim duyguları, dökmek istedim satırlarıma. Emeklerinizin yanında, duygusuz bir şekilde kutlamak istemezdim, böylesine özel bir günü.. Siz benim, bir demet çicekle simgelediğim, sevgisimsiniz öğretmenim! Gönülhanemde ki en güzel hitap size.. Biliyorum ki hayatın bu meçhul sokaklarında, bana zirveyi işaret eden gözlerinize de çok şey borçluyum. Bilirsiniz öğretmenim," Gözler gönüllerin aynasıdır. " derler. Bunu da ilk sizden öğrendim. Sahi, öğretmenim bakışlarımdan anlayabiliyor musunuz sevgimi? Tıpkı annem gibi.. Düşünce yelkenime rüzgâr oldukça nefesiniz, gözlerim, hep sevginizi yansıtacak. Başarım, hep sizden bir parça taşıyacak. Adınız geçince nabzım, yine birkaç tık hızlı atacak.. Adımı her anışınızda ses...

YapaYalnız

Kadın yaşama tutunma umuduyla , Aldı anahtarını Elinde bir paket sigara ile , Bir de  şarap şişesi Çıktı evden. Taktı kulağına kulaklığı , Kafasının içinde hiç susmayan , Küçük kız çocuğunu susturmak adına.. Açtı son ses müziği , Ayaklarının götürdüğü yere  Sürüklenmeye mahkum etti kendini Bir uçuruma oturmuş Yerden bilmem kaç metre yüksekte Sallandırdı ayaklarını kayalıklardan aşağıya Açtı Ahmet Kaya' dan , " Hani Benim Gençliğim Nerde " şarkısını Ağladı... Ağladı sigara dumanını ciğerlerine çekerken , Hissetti şarap boğazından aşağı inerken İçinin yangısını hissetti Sevipte sevilmemişliğine ağladı. Kimsenin olmamasının verdiği rahatlıkla Haykırdı bütün hıncını , Yankılandıkça daha şiddetli bağırdı. İçinde tek bir "keşke" kalmayıncaya kadar... Saatler geçti belki de , Hava yine karamsarlığına , acı ve kederine büründü Kalkmaya çalıştı yalnı...

Yalnızlık Adası...

Bir gün finali... Duygularım muhtelif , Kelimelerim çaresiz , Sokaklar sessiz... Eksik kalmış gece... Cigaram ateşsiz , Matem ışıltısız , Gönlüm sensiz... Bir orman arasında , Küçük bir kulübede , Elimde bir fincan kahve... Bir kuple şiir eşliğinde... Sert esen bir rüzgar , Sulanan gözlerim , Titreyen ellerim , Ve sessizliğimin sesi... Başka bir boyut orası belli ki , Belli ki , yalnızlık boyutu orası , Sadece bana mahsus , Kelimelerimin dünyası... Yokluğunun hançeri , Merhem oldu , açtığın yaralara... Kendimi buldum sonunda , "Yalnızlık" denen bu adada...              SIRADAN BİRİ...

YOKUM ARTIK

Yoruldum... Gelmeyenleri gelmeyeceklerini bile bile beklemekten yoruldum. Umutla başladığım her yeni günü ağlayarak sonlandırmaktan, kırılmaktan, paramparça edilip öylece bırakılmaktan yoruldum. Şu ana kadar hayatımdan silmedim hiç kimseyi. İçten yazılmamış her yazı gibi, bazıları da tüm samimiyetsizliğiyle uçup gitti.. Gerideyse sadece hayal kırıklıkları.. İçimi kanatan, yarama kabuk bağlatmayan, cam parçaları.. Canımdan öte, can parçaları.. Hem içten tebessümlerimde yok artık. Öyle bir yorgunluk ki alıp götürdü beni. Yıprandığımla kaldım her defasında. Bu yüzden olmalı ki yeni insanlar tanımaktan da korkar oldum. Sadece neyi istiyorum biliyor musun? Beni yarı yolda bırakıp, çekip giden kim varsa, bana en ihtiyacı olduğu, bir telefon kadar, yakın olduğunu sanıp, umutla aradığı o anda, şu sesin gelmesi : " Aradığınız numara kullanılmamaktadır. " İşte o an sağır olacağım, hisleriniz yanında..                   ...

UKTE..

Çırılçıplak gökyüzü bu gece Bir ukte kalmış bulutlardan… Ne baharı yaşayabilmiş, Ne de yazı ağız tadıyla… Çırılçıplak defter bu gece Bir ukte kalmış kalemin mürekkebinden… Şairin gözyaşlarından Sigara kokan ellerinden… Çırılçıplak insanlar Birbiri arkasına sıralanmışlar Gidiyorlar korka korka Sonu olmayan bir yolda… Ve çırılçıplak dünya İlk günkü gibi değil ama Bir ukte kalmış geçmişten O muazzam güzellikten… SIRADAN BİRİ…

ÖLÜME GÜLÜMSEME

Karanlıkların içinde kalmışken ruhum ,  Her bir taraftan yükseliyor buhar. Bir damla yağmur yağ ıyor yüreğime  Yalnızlık , doluyor hücrelerimden iliklerime kadar  Acıyla harmanlanmış bir gülümseme beliriyor yüzümde,  Vücudumdan kan sızarken , parmaklarımda bir jilet bir de sigara... Bedenim sanki buzlarla kaplanmış bir küvete hapsedilmiş Yüzümde sarhoş bir gülümseme. Acıya gülümsemek olur mu hiç? Bu kafayla oluyormuş işte... İşkence misali bir bedende Ölüme gülümseme Hayatta çektiğim bütün acılara,  Duyduğum bütün nefretlere,  Büründüğüm , kinlenmiş bir benliğe inat,  Ruhum mutluluğa ulaşıyor  Sizler buna ölüm dersiniz ,  Bense kurtuluş...

KÜS

                                    Önce seni bana getirmeyen yollara küstüm.       Aramızdaki kilometrelere ,       Sonra ;      Mahallede ki her gelene gazoz ısmarlayan Ahmet amcaya ,    Pencerede bekleyen , mahallemizin dedikoducusu Fatma teyzeye     Bahçemizde dolaşan kedilere ,    Kedilerle dalaşan köpeklere ,   Yaprakları en güzel giysisi olan yüz asırlık ağaca ,   Gri kaldırım taşlarına ,   Beni senin hasretinle kavuran her şeye   Kısacası , mavi gökyüzüne küstüm bu gece... Oldukça kırgınım hayatın acımasızlığına ,  Oldukça da kızgın ,  Fazlasıyla küs...

KAYIP ÇOCUK...

Bir çocuk kayıp bu gece Kimsenin bilmediği yerlerde Belki de bakıp göremediğin Hiçbir zaman göremeyeceğin her yerde... Bir çocuk kayıp bu gece Teninde bulduğu huzuru Arıyor şimdi , Başka bedenlerde... Bir çocuk kayıp bu gece Akli dengesi yerinde değil Olmuş aşkından sersefil Geriye kalan sadece ; bir deri , bir kemik... Bir çocuk kayıp bu gece Yenik düşmüş bünyesi inciye Gözlerinin önünde Eriyor günden güne... Bir çocuk kayıp bu gece Bir daha geri dönmemek üzere Arkasından bakınca sessizce Ağlarsın o zaman , seveni sevince... Bir çocuk kayıp bu gece...                 SIRADAN BİRİ...