Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hasretim...

Yine gel sabaha karşı güneş doğarken Karşımda dur gözlerin kilitlensin gözlerime Kollarını aç ki koşup sarılayım boynuna Kokun ciğerlerime hapsolsun Zaman tam da o an dursun Dünya dönmeyi unutsun Sadece biz kalalım. Aramızdan geçemeyen ışık İşitebileceğimiz tek ses kalplerimizin sesi Sıkı sıkı sarıl bedenime Hatta o kadar sıkı sarıl ki kaburgalarımız geçsin birbirine. Gel ki sönsün bu fokurdayan hasret. Gel ki dinsin bu gözyaşlarım. Ruhum ruhuna karışsın. Ellerim ellerini bulsun. Kalbimin kalbine ihtiyacı var.

Son Tören: Yalnızlık...

Kuşları dinlediğimiz saatler miydi huzura en yaklaştığımız anlar ?.. Yoksa kuşları duyabilecek kadar yakın oluşumuz mu yalnızlığa?.. Söylenecek söz bulamıyorum artık içinde bulunduğum durum hakkında. Çoğu zaman kendim bile anlayamıyorum. Sevenlerle sevilmeyenlerin aynı gökyüzüne bakan farklı şehirlere benzemesi... Ahh! Sevmeyi unutmuş gözlerin insanları... Neler kaçırıyoruz bir bilseniz... Sorgusuz sualsiz Yalansız dolansız Zaman kavramının anlamını yitirdiği Aptalca tebessüm ettiren bir mutluluk... Şimdi bir defterin yaprağını buruşturur gibi Vazgeçtik ve zaman çok erkendi Yapabileceklerimiz avuçlarımızda kaldı Şimdi yol farklı fakat  Yaptıklarımız hala aynı yolun çakıl taşları Ne gitmeyi ne de kalmayı becerebildik  Denizi severken gökyüzüne hapsolduk Yıldızları severken okyanusta boğulduk En kötüsü de hala bir yol bulamadık kendimize Pusulasını kaybetmiş bir kaptan gibi... Ölümü bekliyoruz sanki Ve beklemeyi biraz ciddiye almış bir tavırla, Ha...

Gök'Yüzüm...

Maviyi benzetmek umuda, elde avuçta ne varsa ona tutunmak. Sonsuzluğu benzetmek sana, ne kadar duygu varsa onları hissetmek, Ve yıldızları benzetmek, görünmesi zor, görmek için saatlerce belki de günlerce beklemek, Bir yıldız kaysın diye beklemek,  yine ve yine mavinin umuduna tutunmak. Ve Sen! Benim masmavi gökyüzümsün.  Bakmaya doyamadığım, gözlerimi ayıramadığımsın.  Tutunduğum umut dalı, beklediğim yarınım.  Mavi!  Umut dolu beklentim.  Duygularımın hepsini sevdamın sonsuzluğuna feda ettim. 

Dünya "BİZ" de Saklı...

Uzun ve soluksuz bir başlangıçtı.  Sonun başladığı yerden, başlangıcın sona erdiği yere... Tarifi bir o kadar zor. Zira anlatılanı yazmak ; her zaman zor olmuştur ya hani !  Çarklar bir ileri bir geri dönüyor. Zaman ilerledikçe , geçmişi hatırlatıyor. Acılar yaşandıkça , mutlu anılar unutuluyor. Lakin sevinçler arttıkça , acılar azalmıyor. Zira acılar ne azalıyor ne de unutuluyor... Neyse... Sana beni anlatamam bulut gözlüm. Lakin seni sana anlatmaya doyamam. Tanıdıkça anlatır , anlattıkça tanırım seni. Ey Rüzgar Tenli Kadın ! Gülüşüne buse kondursam , kasırga çıkar. Ellerine dokunsam , volkanlar patlar. Gözlerine bakakalsam , yağmurlar yağar. Yani sevdiğim ; sen ve ben , " biz " olursak  Dünya yeniden hayat bulacak... SIRADAN BİRİ...

Kağıdın Ateşe Sevdası

İçimde bir yerlerde güzel duygular varmış, ben  seninle keşfettim  Gözlerin gözlerime değdiği anda sanki bir kağıt parçasıydım ateş değdi ve yavaşça kül oldum. Ellerin ellerime dediğinde voltajı yüksek bir akım ile titredi yüreğim. İçimde güzel duygular varmış bunları seninle farkettim  Meğer ben gülmeyi çok seviyormuşum , ben bunu seni dinlerken güldüğüm vakitte anladım. Meğer bende sevebilirmişim. Bende bir insana aşkla bakabilirmişim. Oysa ki seni tanımadan önce ne kadar uzaktı kalbime tüm bu hisler  Başlarda bir sarsıldım yalan değil. Bünye alışık olmadığı bir durumla karşılaştı ve şaşkınlığı mağdur görülmeliydi. Aklımla kalbim arasında bağlantı kuramadım bir süre. Seni severken mantığımı kaybediyordum git gide. Sen benim kalbimdeki en derin hasretim , Gözlerini görmek için yanıp tutuştuğum ,   Ellerini tutmak için gün saydığım , En güzel hislerimsin. Ben bu hikayede kağıttım sen ise ateş  Yaktın , yaktık...