Ana içeriğe atla

Bir Eylül Sabahı

22 Eylül 2015

Günlerdir yazamıyorum bu satırlara.

Konuşmak gelmiyorken içimden susmak istemiyor kalemim.
Tam tersi oluyor sanki yaşadıklarımın.
Her zaman " Bırak Yazma! " diyen kalemim  yazdığım duygulara,  şimdi ise ısrarla haykırmak istiyor.
Bu sefer de ben yazmıyorum,
 yazamıyorum..
Susma diyor bu sefer de.
Herkes konuşuyor, sende susma!
Diye haykırırken satırlara çaresizce yazıyorum bende.
Karmakarışık duyguların ve yıkılmış hayallerin eşliğinde..
 Bazen kalemimin ucu bile tükeniyor, belli ki o da dayanamıyor.
Yazmak istemiyorum işte!
Sanki zulmediyorum yaşayamadığım duygulara..
Bırak diyorum kendime.
Bırak onları incitme..
Ne yaptığını görmüyor musun?
 Diyorum kendime.
Kalemim tükenince, inkâr edercesine bir diğer kalem çarpıyor gözüme.

Önce yazıyorum , ardından da bir güzel karalıyorum,
yazdığım üç beş dizeyi de.

Bırak diyorum,
 bırak şu kalemi,
yazamıyorsun işte!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadece "Sahte" İşte...

Yalandan ibaret bir dünya, Gerçek olan o kadar az ki ; duman olup uçuyor... Ya da damla damla akıyor gözlerden... Kelimeler; kelimeler de sahte , yalan aslında Onlara da insan eli değmiş sonuçta... Evet , duygular gerçek Lâkin bedenler sahte Lâkin bedenler sahte işte... Üşümekte sahte , üşümekte yalan... Hemde ağustosun ortasında... En büyük duygu sevgiymiş , Her duyguyu içinde barındıran Ve bir gün ortaya çıkaran.. Her şey  sevgiden ibaretmiş... Yani yalan , sahtelik ; Sevginin çocuklarıymış meğer... Saç telleri bile terk ederken insanı , Saç telleri bile... Doğru ya ; Bu yolculuk , terk ederek başlamıştı zaten... Ve şimdi terk ettiğimiz yere Geri dönebilmek için yaşıyoruz... SIRADAN BİRİ...

HAYATIN SURLARI

Bazen insanlar düşünürler ;  "Hayatın anlamı nedir diye ." Bunu zaman zaman sizler gibi  bende düşünüyorum... Hayatımın anlamı nedir diye ? Gerçekler acıdır derler lakin gerçeklerin acı olduğu kadar tatlı olduğu anlar da vardır. Önemli olan , senin hayattan ne kadar zevk aldığın yada almak istediğindir... Söyle düşünebiliriz damak zevkimize uyan bir yemeği yediğimizde aldığımız haz ile uymayan bir yemeği yediğimiz de aldığımız haz. Hayatımıza hep bir sınır ve kural koyarız.  Evet evet bildiğin sur gibi kale duvarları dikeriz duygularımızın önüne , Kendimizce uydurduğumuz kural ise eğer o surları aşarsan kale duvarını işgal etmiş olursun ve o anda alarmlar çalar kural ihlali olduğunu hatırlarsın. Oysa ki sınırlar ve kurallar bizim ürettiğimiz bir hayal ürünüdür. Gerçeklerle yüzleşmemek için bunu yaparız. Geçmişe dönüp bakarsak tekrardan hüzünlenip o günlere geri döneceğimizi sanarız ve çoğu zaman öyle de olur. Geçmişteki...

Son Kaybediş...

Vazgeçmek kolay olmadı hiçbir zaman Aslında ; Çoğu zaman istemedim Vazgeçmeyi... Yok oldum belki , Onun varlığında... Lâkin ; Var olamadım tekrardan , Onun yokluğunda... Evet , bir şeyler eksildi... Eksildi de ; Ne önemi var ki , Geriye benden bile Ben kalmamışken... Onlarda kırk yıl hatrı kaldı , Bir fincan kahvenin... Bende ise ; Uykusuz geceler... İşte bu; İşte bu yenilgimin son fermanıydı... Ruhum ; işgal edildi... Kelimelerim ; katledildi.... Bu sefer ; Çok büyük kaybettim... Çok büyük... Çok...  SIRADAN BİRİ...