Ana içeriğe atla

HAYATIN SURLARI



Bazen insanlar düşünürler ; 

"Hayatın anlamı nedir diye ."

Bunu zaman zaman sizler gibi  bende düşünüyorum...

Hayatımın anlamı nedir diye ?

Gerçekler acıdır derler lakin gerçeklerin acı olduğu kadar tatlı olduğu anlar da vardır.

Önemli olan , senin hayattan ne kadar zevk aldığın yada almak istediğindir...

Söyle düşünebiliriz damak zevkimize uyan bir yemeği yediğimizde aldığımız haz ile uymayan bir yemeği yediğimiz de aldığımız haz.

Hayatımıza hep bir sınır ve kural koyarız. 

Evet evet bildiğin sur gibi kale duvarları dikeriz duygularımızın önüne ,
Kendimizce uydurduğumuz kural ise eğer o surları aşarsan kale duvarını işgal etmiş olursun ve o anda alarmlar çalar kural ihlali olduğunu hatırlarsın.

Oysa ki sınırlar ve kurallar bizim ürettiğimiz bir hayal ürünüdür.

Gerçeklerle yüzleşmemek için bunu yaparız.

Geçmişe dönüp bakarsak tekrardan hüzünlenip o günlere geri döneceğimizi sanarız ve çoğu zaman öyle de olur.

Geçmişteki acı veren bütün anılar film şeridi gibi geçer gözümüzün önünden , ardından gözyaşı çukurları oluşur.

Hayatta hep acele ederiz , sanki o anda karar vermezsek kıyamet kopacakmış gibi gelir.

Ve hani bir tabir vardır "Acele işe şeytan karışır" derler ya o misal birşeyler yolunda gitmez.

Sanki yetişmen gereken bir tren var.
O trene yetişmek için koşarsın koşarsın ve istasyona geldiğinde tren son çıkıştan düdüğünü çalar sen ise arkasından hüzünle bakakalırsın.

Kendini özgür bırak , gökyüzünde uçmaktan korkma.

Çoğu insan gibi , mesela benim gibi o an canın ne yapmak istiyorsa onu yap ve sonucundan asla pişman olma...

Duygularının penceresine perdeler asmayı bir kenara bırak .

Bırak ki , gün ışığını görebilesin..

Sevdiğin bir insanın elini tutarken yaşadıklarının yanlış olduğunu düşünüp hayıflanma.

Bırak o duygu seni sarıp sarmalasın.

Eğer kalbin o kişinin gerçekten aradığın insan olduğunu haykırıyorsa,
Yaşadığın anın tadını çıkar ve iliklerine kadar hisset o duyguyu.

Belki ileride o çok sevdiğin insanı kaybetmiş olacaksın,

Ağlamaktan göz altlarında morarmalar olacak , yorgan döşek yatıyor da olabilirsin.

Bir nevi depresyon denir buna  yada bunalım.

Kalbinizin acısı sizi çevrenizdekilere karşı hırçınlaştırabilir.

Bilirim zor bir durumdur.

Ama şunu unutma ; 

Günlerce belki aylarca ağlayacak ve kendini yıpratacaksın.

Sağa sola bakınacak ve kimseyi göremediğin o an en yakının odandaki dört duvar olacak.

Onlarla konuşmaya başlayacaksın.

Neden ! Diyeceksin fısıltıyla , ses gelmeyecek.

Neden ! Neden ! Diyeceksin daha yüksek bir sesle ardından kendi sesini işiteceksin.

Bu yankı seni daha da çıldırtacak.

NEDEN ! Diye haykıracaksın ve yine kendi sesinin yankısı.

Demem o ki ; 

Kararlarını kendinden emin olarak ver,
Sonucunda üzülsen de yaşadıkların için pişman olma.

Unutma ki ; 

En güzel "yar" oydu.
Ve şimdi en güzel "yara" da o olmalı.
Şunu yaz bir kenara ; 
"Yardan" gelen "yaradan" zarar gelmez.

Acıtır.
Kanatır.
Hissizleştirir.
Benliğini kaybettirir.
Bir zaman sonra durulur.
Kabuk bağlar.
Ta ki sen yeniden kanamasına izin verinceye kadar. 

Yorumlar

  1. gerçekten kendime dahi söyleyemediğim hisleri yazmışsın çok güzel bir yazı yüreğine sağlık

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadece "Sahte" İşte...

Yalandan ibaret bir dünya, Gerçek olan o kadar az ki ; duman olup uçuyor... Ya da damla damla akıyor gözlerden... Kelimeler; kelimeler de sahte , yalan aslında Onlara da insan eli değmiş sonuçta... Evet , duygular gerçek Lâkin bedenler sahte Lâkin bedenler sahte işte... Üşümekte sahte , üşümekte yalan... Hemde ağustosun ortasında... En büyük duygu sevgiymiş , Her duyguyu içinde barındıran Ve bir gün ortaya çıkaran.. Her şey  sevgiden ibaretmiş... Yani yalan , sahtelik ; Sevginin çocuklarıymış meğer... Saç telleri bile terk ederken insanı , Saç telleri bile... Doğru ya ; Bu yolculuk , terk ederek başlamıştı zaten... Ve şimdi terk ettiğimiz yere Geri dönebilmek için yaşıyoruz... SIRADAN BİRİ...

Son Kaybediş...

Vazgeçmek kolay olmadı hiçbir zaman Aslında ; Çoğu zaman istemedim Vazgeçmeyi... Yok oldum belki , Onun varlığında... Lâkin ; Var olamadım tekrardan , Onun yokluğunda... Evet , bir şeyler eksildi... Eksildi de ; Ne önemi var ki , Geriye benden bile Ben kalmamışken... Onlarda kırk yıl hatrı kaldı , Bir fincan kahvenin... Bende ise ; Uykusuz geceler... İşte bu; İşte bu yenilgimin son fermanıydı... Ruhum ; işgal edildi... Kelimelerim ; katledildi.... Bu sefer ; Çok büyük kaybettim... Çok büyük... Çok...  SIRADAN BİRİ...