Ana içeriğe atla

BİR PARÇA SEN

Ay doğuyor bu gece
Yıldızlar göz kırpıyor gökyüzünden hecelerime
Satırlarım senle uslanıyor
Ayyaş harflerim şekersiz kahve içmişçesine kendine geliyor
Ve sen yazıyor
Şimdi daha bir sarhoş kelimeler
Çünkü ne zaman sen gelsen
Tümceler tarumar edilmiş gibi
Cümleler isyan bayraklarını çekmiş

Ehliyeti yok yüreğimin sevmeye seni
Kabem kırık dökük
Putlarım savaş meydanı
Bir kurtarıcı bekliyor kalbim
Sol kaburgamdan çıkartıp sunuyorum seni
Her yükleme
Yorgun eylemlerim şahlanıyor
Ve tekrar bir savaş başlıyor yüreğimde
Oysa söz vermişti bir daha düşmeyeceğine
Ayaklarını kanatmayacağına

Kan revan içinde dönüyor güneş
Dünya bütün varlığını yitirmiş
Ormanlar yangın yeri
Ciğerlerim harap
Gözlerim harp meydanın da şehit edilmiş
Kör-kütük geliyorum kapına
Kabul etmez misin bu gelişimi
Bu ilk gelişim kapına
Daha önce hiç dokunmadım tokmağına
Keşke kafam kırılsaydıda çalmasaydım kapını
Kıtmir gibi bekleseydim atacağın kemiği

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadece "Sahte" İşte...

Yalandan ibaret bir dünya, Gerçek olan o kadar az ki ; duman olup uçuyor... Ya da damla damla akıyor gözlerden... Kelimeler; kelimeler de sahte , yalan aslında Onlara da insan eli değmiş sonuçta... Evet , duygular gerçek Lâkin bedenler sahte Lâkin bedenler sahte işte... Üşümekte sahte , üşümekte yalan... Hemde ağustosun ortasında... En büyük duygu sevgiymiş , Her duyguyu içinde barındıran Ve bir gün ortaya çıkaran.. Her şey  sevgiden ibaretmiş... Yani yalan , sahtelik ; Sevginin çocuklarıymış meğer... Saç telleri bile terk ederken insanı , Saç telleri bile... Doğru ya ; Bu yolculuk , terk ederek başlamıştı zaten... Ve şimdi terk ettiğimiz yere Geri dönebilmek için yaşıyoruz... SIRADAN BİRİ...

HAYATIN SURLARI

Bazen insanlar düşünürler ;  "Hayatın anlamı nedir diye ." Bunu zaman zaman sizler gibi  bende düşünüyorum... Hayatımın anlamı nedir diye ? Gerçekler acıdır derler lakin gerçeklerin acı olduğu kadar tatlı olduğu anlar da vardır. Önemli olan , senin hayattan ne kadar zevk aldığın yada almak istediğindir... Söyle düşünebiliriz damak zevkimize uyan bir yemeği yediğimizde aldığımız haz ile uymayan bir yemeği yediğimiz de aldığımız haz. Hayatımıza hep bir sınır ve kural koyarız.  Evet evet bildiğin sur gibi kale duvarları dikeriz duygularımızın önüne , Kendimizce uydurduğumuz kural ise eğer o surları aşarsan kale duvarını işgal etmiş olursun ve o anda alarmlar çalar kural ihlali olduğunu hatırlarsın. Oysa ki sınırlar ve kurallar bizim ürettiğimiz bir hayal ürünüdür. Gerçeklerle yüzleşmemek için bunu yaparız. Geçmişe dönüp bakarsak tekrardan hüzünlenip o günlere geri döneceğimizi sanarız ve çoğu zaman öyle de olur. Geçmişteki...

Son Kaybediş...

Vazgeçmek kolay olmadı hiçbir zaman Aslında ; Çoğu zaman istemedim Vazgeçmeyi... Yok oldum belki , Onun varlığında... Lâkin ; Var olamadım tekrardan , Onun yokluğunda... Evet , bir şeyler eksildi... Eksildi de ; Ne önemi var ki , Geriye benden bile Ben kalmamışken... Onlarda kırk yıl hatrı kaldı , Bir fincan kahvenin... Bende ise ; Uykusuz geceler... İşte bu; İşte bu yenilgimin son fermanıydı... Ruhum ; işgal edildi... Kelimelerim ; katledildi.... Bu sefer ; Çok büyük kaybettim... Çok büyük... Çok...  SIRADAN BİRİ...