Ana içeriğe atla

Acının Sillesi
Acı;
Vukuatlı hayallerimi terbiye ediyor
Acı;
Tüm denklerime ayar veriyor 
Acı;
Bütün fizik yasalarını bozuyor
Ey acım;
Sana o kadar açım ki
Şimdi nerden çıktı 
Sevmek eylemi

Aksiyonunu yitirdi düşlerim
Sen cemre gibi düştükten sonra
Bahar geldi harflerime 
Oysa ben kıştım 
Nakıştım
Bakıştım 
İnkar etme sana en çok ben yakıştım diyor Özdemir abi

Doğruları yalanlamak gerçek bir üslup değil
Sorgulamak lazım gerçekliği
Ve sen en büyük sorgum
Bu yük benim kutsal varlığım

Şimdi birbir boşalıyor kadehler
Dudaklarımdan sızıyor sensizliğin şarabı
Ciğerime dolan sokaklarının kokusuyla edepleriyle oksijen
Her an’ım seni düşlemekle geçiyor
Ve ben en çok bunu 
seviyorum

Seni düşlemek ne güzel şey diyor Nazım
Memleket gibi
7 coğrafya 4 mevsim
Birbirinden farklı iklim
Sen çölde yetiştirmeye çalıştığım Nilüfer çiçeğim
Bir papatya gibi açsana yüreğimde 

Gel otur Kabe’min en nadide köşesine 
Sanem gibi tapınayım sana
Cemal safinin dediği gibi
Tek hecem
Üç harfim olsan
Çok mu şey istiyorum Tanrıdan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadece "Sahte" İşte...

Yalandan ibaret bir dünya, Gerçek olan o kadar az ki ; duman olup uçuyor... Ya da damla damla akıyor gözlerden... Kelimeler; kelimeler de sahte , yalan aslında Onlara da insan eli değmiş sonuçta... Evet , duygular gerçek Lâkin bedenler sahte Lâkin bedenler sahte işte... Üşümekte sahte , üşümekte yalan... Hemde ağustosun ortasında... En büyük duygu sevgiymiş , Her duyguyu içinde barındıran Ve bir gün ortaya çıkaran.. Her şey  sevgiden ibaretmiş... Yani yalan , sahtelik ; Sevginin çocuklarıymış meğer... Saç telleri bile terk ederken insanı , Saç telleri bile... Doğru ya ; Bu yolculuk , terk ederek başlamıştı zaten... Ve şimdi terk ettiğimiz yere Geri dönebilmek için yaşıyoruz... SIRADAN BİRİ...

HAYATIN SURLARI

Bazen insanlar düşünürler ;  "Hayatın anlamı nedir diye ." Bunu zaman zaman sizler gibi  bende düşünüyorum... Hayatımın anlamı nedir diye ? Gerçekler acıdır derler lakin gerçeklerin acı olduğu kadar tatlı olduğu anlar da vardır. Önemli olan , senin hayattan ne kadar zevk aldığın yada almak istediğindir... Söyle düşünebiliriz damak zevkimize uyan bir yemeği yediğimizde aldığımız haz ile uymayan bir yemeği yediğimiz de aldığımız haz. Hayatımıza hep bir sınır ve kural koyarız.  Evet evet bildiğin sur gibi kale duvarları dikeriz duygularımızın önüne , Kendimizce uydurduğumuz kural ise eğer o surları aşarsan kale duvarını işgal etmiş olursun ve o anda alarmlar çalar kural ihlali olduğunu hatırlarsın. Oysa ki sınırlar ve kurallar bizim ürettiğimiz bir hayal ürünüdür. Gerçeklerle yüzleşmemek için bunu yaparız. Geçmişe dönüp bakarsak tekrardan hüzünlenip o günlere geri döneceğimizi sanarız ve çoğu zaman öyle de olur. Geçmişteki...

Son Kaybediş...

Vazgeçmek kolay olmadı hiçbir zaman Aslında ; Çoğu zaman istemedim Vazgeçmeyi... Yok oldum belki , Onun varlığında... Lâkin ; Var olamadım tekrardan , Onun yokluğunda... Evet , bir şeyler eksildi... Eksildi de ; Ne önemi var ki , Geriye benden bile Ben kalmamışken... Onlarda kırk yıl hatrı kaldı , Bir fincan kahvenin... Bende ise ; Uykusuz geceler... İşte bu; İşte bu yenilgimin son fermanıydı... Ruhum ; işgal edildi... Kelimelerim ; katledildi.... Bu sefer ; Çok büyük kaybettim... Çok büyük... Çok...  SIRADAN BİRİ...