Ana içeriğe atla

Kayıtlar

SAHİ AŞK NEYDİ ?

Soruyorum sizlere aşk neydi ? Her seferinde güvenip daha sonrasında yere çakılmak mı ? Yada mutluluktan havalara uçmak… Mesela aşkı henüz yaşamamış biri duygularının karmakarışık olduğu vakitleri aşka yoğunlaştırıyor. Örneğin hoşlanmak teriminden yola çıkalım… Karşı cinsten biri ile ortak bir nokta yakaladığınız zaman otomatikmen o kişiye karşı bir sempati besliyorsunuz. Ve devamında daha çok ortak nokta arayışına giriyorsunuz. Bir iki üç derken ruh ikiziniz olduğu kanısına varmış biri olup çıkıyorsunuz. Halbuki siz zaten buna inanmaya çoktan aklını yormuş ve duygularınızı hep o noktada kesiştirmişsinizdir. Bu aşk değildir arkadaşlar bu sadece küçük bir sempatidir. Bu olguyu başka bir gün farklı biri üzerinde yoğunlaştırsanız o kişiye karşı da sempati besleyebilmeniz olağandır. Halbuki aşık olsaydınız aynı duyguları başkasına karşı hissetmeniz çok zor belki de imkansız olacaktı. Bir diğeri ise samimiyetdir. Karşı cinsiniz size iki ılımlı yaklaşmasında o kişi hakkı...

Ve Kaybettin...

Düşün... Olanları ya da asla olmayacakları... Bir kalem uğruna, heba ettiğin o yılları... Mürekkebi  “ aşk  “ değildi,  kaleminin... Acı,  keder, hüzün,  sen ve diğerleri... Aşkı anlatamadın bu yüzden... Yıldızlar gibi parlamıyordu gözleri... Güneş kadar ısıtmıyordu içini... Sadece âşıktın ona... Ne kalbinle sevmiştin onu, Ne aklınla... Bak, ikisi de şaştı lâkin Ruhun, onda kaldı... Sen aşkı somutlaştırdın arkadaş ! İşte sırf bu yüzden,  kaybettin... Sana geldiği gibi izin verecektin, Gitmesine... Bulutlar ağlamadı o gece... Sen bir damla yaş için; Yağmuru bekledin... Ve işte;  kaybettin... Ay dinlemedi hiçbir gece seni... Sen, uyumadan rüya gördün... Sen aşka anlam yükledin be arkadaş ! Sen aşkı körelttin... Bir sigara daha yaktın, Bu son diye... Lâkin paket bitmemişti... O sigara illa ki yanacaktı... Bahane ettin kahveyi... Geceler haram değildi oysa... Onu da alet ettin oyununa... Geceyi de kirlettin Ve yin...

Kabulleniş

Gözümü aralıyorum. Bir uğultu yankılanıyor kulaklarımda ,  Bir ağlama sesi duyuyorum Ama bu ses , bu ses çok tanıdık geliyor. Sanki ,  annemin sesine benziyor. Yavrum diyor , ardından  bir hıçkırık sesi Sonra bir hıçkırık daha, Biri geliyor annemin yanına o da ağlıyor Sanırım bu babam.. O da kızım diyor. Sonra bağırma sesleri duyuyorum. Neden ağlıyor ki diyorum kendi kendime Ben onları duyuyorum Bağırıyorum avazım çıktığı kadar Sonra bir kan tadı geliyor Bağırmaktan boğazlarım yırtılmış gibi . Ama ben karanlıktan çok korkarım Ben burda kalamam ki Burası çok sessiz Burası çok ıssız Gözümü kapatıyorum tekrar.İçimden 10'a kadar sayıyorum tekrar gözlerimi açıyorum Yanyana sıralanmış tahta parçaları ilişiyor gözüme. Aralarından kum tanesi gibi üzerime süzülen toprak parçaları. Beyaz birşey var üzerimde.Sanırım bu kefen oluyor. İşte o an anlıyorum.  Ne kadar bağırırsam bağırayım sesimi kimseye duyuramayacağımı. K...

" Neden?.. "

Şimdi hangi kelimeyi kullansam ; Anlatır bu halimi ?.. Kaç sigara gerekli ?.. Kaç uykusuz gece ?.. Neyi değiştirmem lazım hayatımda ? Kendimi bir kenara koyup , Devam mı etmeliyim yoluma ? Kendi yoluma , bensiz... İz bırakarak değilde , İzleri takip ederek mi yaşamalıyım ?.. Hadi sor kendine , "Neden ? " diye... Ve bekle cevabı Gelip gelmeyeceğini bilmeden... Sonra sor yine , "Neden ? " diye... Biraz daha delir Ve katıl aramıza... SIRADAN BİRİ...

YAZA YAZA BİTİREMEDİM

Yaza yaza bitiremedim seni baba.  Yeni bir yıla sensiz başlamamla beraber, yeni bir aya da sensiz girdim şimdi.  Çok üzülüyorum baba,  içimden bir şeyler kopup gidiyor sanki gün geçtikçe.  Derinden bir sızı  kaplıyor içimi.  Düşüncelerim beni hayattan koparıyor,  bunu biliyorum fakat düşüncelerime engel de  olamıyorum. Kocaman bir boşluk var baba içimde, senden kalan.  Dolmuyor hiç bir şekilde.  Aksine git gide büyüyor.  Kendi benliğimi kaybediyorum, o boşluğun içinde.  Bilmiyorum baba, bu kaçıncı mektubum,  sana yazdığım bu kaçıncı sayfa inan bilmiyorum.  Tek bildiğim yaza yaza bitiremiyorum...

AŞKIN İZİ

İnsan kime aşık olacağını seçemez... Keşke seçebilseydi değil mi ? Böylelikle çok mutlu olabilirdik , daha az acı çekebilirdik. İnsan en çok sevdiği kişiyi kaybetmekten korkar , korktuğu kişiyi kaybeder. Kırmaktan korktuğu kişiyi ise kırarmış. Aşk korkaklık değil cesurluktur , kahramanlıktır , onun gözünde daima tek ve yalnız... Sevdiğiniz kişinin dış güzelliğini değil kalbini sevin.  Çünkü  kalp insanın en hassas noktasıdır.  Kırık bir kalple yola devam edemezsiniz. Güçlü bir kalp ile yolunuzu kendiniz çizebilirsiniz.  Mesela şuan her şeyi bırakın sevdiğiniz kişinin kalbinin sizin için attığını düşünün ve usulca onu kalbinden öpün. Bir insanın sizi sevebilmesi için ne gerekir ?  Çok güzel bir kız olmak mı yoksa çok yakışıklı bir erkek ?  Bir insan güven vermediği sürece güzellik ne işe yarar ya da yakışıklılık ?   Bir insanın en çok ihtiyacı olan şey ; " Güven" dir. Kalp güvenmek ister. " Huzur " dur.Kalp huzurlu olmak i...

İki Dudak Arasında

Neden yazar ki bir insan? Konuşmak, haykırmak varken  bütün duyguları,  insanlara anlatmak varken derdini, neden satırlara döker ki insan kendini? Ah o satırlar... Kimsenin bilmediklerini gizler en derinlere. İki dudak arasına hapsedilmiş ne varsa, bir bir dökülür satırlara. İşte o zaman anlarsın, en sâdık dostunun satırların olduğunu. Boş sayfalar doldurulmak için varken, bir kelime bile bütün kalbi anlatmaya yeter bazen. Bunu bildim bileli susuyorum. Biliyorum ki,  satırlarım  dışında herkes gidici. Biliyorum,  bütün bu yalandan tebessümlerim bile geçici. Bu yüzdendir ki,  kimseye tam anlamıyla açmam içimi. Sonuçta beni en fazla yaralayanlar içimi bilenler değil mi?