Ana içeriğe atla

SÜZGEÇ




İnsanların ruhunu dinlemeyi seviyorum en çok ,hissettiği ama söyleyemediği onca çul çapulu gün yüzüne çıkarmayı
Gözlerine dolan ama bir türlü akmayı beceremeyen göz damlalarını akan seller ile buluşturmayı...
Ama en çok yazmayı , sizlerin yazamadığı aslında yazmayı hiç istemediği o kelimeleri sizler ile buluşturmayı
Üstünüze çöken o tarifsiz duyguyu söküp atmayı deniyorum çoğu zaman ,
Ama yazdıkça şunu farkediyorum ki ben sizi bu kadar iyi tanırken/ tanımaya çalışırken , anlarken/ anlamaya çalışırken , sizin beni benim sizi tanıdığım kadar bile tanımadığınızı.
Tanıyanlar yok mudur elbet var istisnalar kadehinde 🍷
Bir insanı tanıyabilmek için ilk önce dinlemek gerekir. Ruhunu tanımak , duygularını anımsamak gerekir.
Eğer siz karşınızdaki insanın tavırlarını ve hareketlerini empati kurmadan yargılarsanız o insanı üzmekten öteye gidemezsiniz. 
Bir süre sonra ne olur biliyor musunuz ? O insan hayatında kalmasını istediği kişileri eleme süzgecine alır ve demem o ki işte o zaman siz o süzgecin içindeki makarna değil süzülüp giden suyu olursunuz..
Belki siz onun iyiliğini istiyordunuz ama fizik kuramlarında olduğu gibi o insan için etkiye tepki olabilir ve siz bu süreçte o insanı kaybedebilirsiniz.
Bir insanı gerçekten tanıdığınızı düşündüğünüz vakit ; onu olduğu gibi kabullenmek gerekir , değiştirmeye çalışmak değil.
Siz siz olun ; insanları olduğu gibi kabul edin.
Çünkü her yiğidin yoğurt yiyişi farklı olduğu gibi her insanın hissettiği/hissedemediği ve ifade ettiği/ edemediği şeyler çok başkadır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadece "Sahte" İşte...

Yalandan ibaret bir dünya, Gerçek olan o kadar az ki ; duman olup uçuyor... Ya da damla damla akıyor gözlerden... Kelimeler; kelimeler de sahte , yalan aslında Onlara da insan eli değmiş sonuçta... Evet , duygular gerçek Lâkin bedenler sahte Lâkin bedenler sahte işte... Üşümekte sahte , üşümekte yalan... Hemde ağustosun ortasında... En büyük duygu sevgiymiş , Her duyguyu içinde barındıran Ve bir gün ortaya çıkaran.. Her şey  sevgiden ibaretmiş... Yani yalan , sahtelik ; Sevginin çocuklarıymış meğer... Saç telleri bile terk ederken insanı , Saç telleri bile... Doğru ya ; Bu yolculuk , terk ederek başlamıştı zaten... Ve şimdi terk ettiğimiz yere Geri dönebilmek için yaşıyoruz... SIRADAN BİRİ...

HAYATIN SURLARI

Bazen insanlar düşünürler ;  "Hayatın anlamı nedir diye ." Bunu zaman zaman sizler gibi  bende düşünüyorum... Hayatımın anlamı nedir diye ? Gerçekler acıdır derler lakin gerçeklerin acı olduğu kadar tatlı olduğu anlar da vardır. Önemli olan , senin hayattan ne kadar zevk aldığın yada almak istediğindir... Söyle düşünebiliriz damak zevkimize uyan bir yemeği yediğimizde aldığımız haz ile uymayan bir yemeği yediğimiz de aldığımız haz. Hayatımıza hep bir sınır ve kural koyarız.  Evet evet bildiğin sur gibi kale duvarları dikeriz duygularımızın önüne , Kendimizce uydurduğumuz kural ise eğer o surları aşarsan kale duvarını işgal etmiş olursun ve o anda alarmlar çalar kural ihlali olduğunu hatırlarsın. Oysa ki sınırlar ve kurallar bizim ürettiğimiz bir hayal ürünüdür. Gerçeklerle yüzleşmemek için bunu yaparız. Geçmişe dönüp bakarsak tekrardan hüzünlenip o günlere geri döneceğimizi sanarız ve çoğu zaman öyle de olur. Geçmişteki...

Son Kaybediş...

Vazgeçmek kolay olmadı hiçbir zaman Aslında ; Çoğu zaman istemedim Vazgeçmeyi... Yok oldum belki , Onun varlığında... Lâkin ; Var olamadım tekrardan , Onun yokluğunda... Evet , bir şeyler eksildi... Eksildi de ; Ne önemi var ki , Geriye benden bile Ben kalmamışken... Onlarda kırk yıl hatrı kaldı , Bir fincan kahvenin... Bende ise ; Uykusuz geceler... İşte bu; İşte bu yenilgimin son fermanıydı... Ruhum ; işgal edildi... Kelimelerim ; katledildi.... Bu sefer ; Çok büyük kaybettim... Çok büyük... Çok...  SIRADAN BİRİ...