Ana içeriğe atla

Kayıtlar

DUY BENİ

Başında mı yoksa sonunda mıyım yolun? Öyle bir yol ki, gözükmüyor   sonu. Karanlık kapladı   içimi. Güneşin varlığı bile aydınlatmıyor artık. Işık yok! Hayat yok! Ben yokum artık. Yok oluyorum , kendi içimde, kendi sesimde. Duy beni! Kulak ver   bana. Sesim kısılana kadar bağırıyorum burada, duy beni…   Eridim, bitiyorum duy beni…

KIRILIYOR DALLAR

Vakit gece.   Aldım kalemimi elime, yazmaya başladım yine.   Yazıyorum işte, ılık bir rüzgar eşliğinde. Dökmek istiyorum bütün hisleri, ama nafile. İçime bile sığmayan bu hisler, hangi sayfalara sığar ki. Veya hangi kelime tam olarak anlatır ki beni. Hangi kelime anlatır bu hisleri. Yazdıkça yatışsam keşke. Bir nebze olsun, yatışsa keşke kelimeler. Aksine ben kalemi aldıkça elime, rüzgar şiddetleniyor, uçuşuyor yapraklar. Kopuyor sanki içimden bir şeyler ben yazdıkça. Estikçe rüzgar, kırılıyor dallar. Önce içim kırılıyor, paramparça oluyor, sonra dallar.   Ve benden ancak bu kadar.

Can Verdi Gözyaşım

Hayatımda yaşadığım bütün güzelliklerin bir bedeli vardı.  Beni mutlu eden her şey, önce biraz ağlattı.  Hıçkıra hıçkıra ağladıktan sonra güldüm hep.  Başkalarını boğarken gözyaşları, beni yaşattı.  Her ne kadar o çoçuk ruhum hiç geçmese de, beni olgunlaştıran hep gözyaşlarımdı.  Çocuklar gibi düştüm hep.  Kimi zaman tekrar kalkmak pek gelmese de içimden, bir şekilde kalktım.  Kimileri düşmeme sebep olurken, kimileri de bana hep güç verdi. Kimileri öldürürken içten içe, kimileri de kendinden verircesine can kattı.  Ve ben, buna inanmayı hiç istemedim.  Nefesini kesen birinin nefesi olmak ister mi bir insan? İstedim...  Göz göre göre yürüdüm uçurumlara.  Göz göre göre inandım yalanlara.  Yalanlar arasında doğru aranır mı hiç.  Onu da aradım.  Gerçekleri değil, görmek istediklerimi gördüm hep.  Kâbusa benzettim yaşadıklarımı.  Uykudan d...

Demlense Yüreğim

Sen yanımda olmayınca, yazasım geliyor sürekli.  Dur durak bilmeden yazasım.  Hissettiğim kadar yanımdasın ama, seni satırlara anlatmak da çok başka.  Sonra durasım geliyor bir kaç saniyeliğine, gözlerin belirince gözlemin önünde.  Duruyorum şöyle bi, bir ah çekiyorum sonra şöyle içten...  Öyle bir ah ki bu, bütün özlemlerim onun içinde. Ve diyorumki,  Ben yazarken, gelsen de bir çay demlesen.  Sen çayı demlesen de, bende demlensem. Demlense  yüreğim,  içimdelerle birlikte...

OLURUNA BIRAK

Oluruna bırakmıyoruz.  Oluruna bırakmadığımızdan bu başımıza gelenler.  Ondan bu yorgunluğumuz, ondan bu kırgınlıklar.  Yormamak gerekir bazen.  Her şeyi oluruna bırakmak gerek.  Zaman kaybedip gelmeyenleri ısrarla  beklemeye ne gerek var ki.  Yani ne gerek var bu kadar yorulmaya.  Gelmeyenleri, gelmeyeceklerini bile bile pencere önünde beklercesine beklemedik mi?  Söyle bana şimdi değdi mi yani?  Bence bir zerresine bile değmedi.  Biz dört gözle beklerken gelmelerini, onlarsa hep başka yöne gitti.  Biz hariç herkesin gönül kapılarına uğramadılar mı sanki!  Yok, bundan böyle kapattım gönül kapılarımı. Benimle olanlar  yeter bana.  Gerek yok daha fazla gönül yorgunluğuna. 

Alıştım

Hayallerimiz ve yaşadıklarımız.  Beklentilerimiz, ve gerçekleşmediğindeki ki yıkılışımız. Düşüp düşüp tekrar  kalkışımız. Kalkmak zorunda kalışımız. Kanayacak bir dizim kalmadı  benim sanırım. Öyle ki, acı benim diğer  adım. Öyle olmalı ki, uçurumlara yürüyorum adım adım... Alıştım ben, her şeye alıştım  Ondan bu her şeye gülüşüm. Ondandır, dıştan gülüp içten çöküşüm.

Paramparça Edilenlere

Kimseye darılmıyorum. Öyle kırılmak, gücenmek, küsüp gitmek de yok artık. Anladım ki, ne kadar değer verirsen o kadar değersizleşiyorsun. Bir insana ne kadar yaklaşmak istersen o kadar uzaklaşıyorsun. Sanırım, hayatın kuralı bu, böyle yapınca hep kaybediyorsun. Kendine hasret kalıyorsun, bu hasretle yaşıyorsun  bir ömür. Dinsin artık bu özlem. Kendime olan özlemle ölmek istemiyorum ben. Kimseyi gönül koyacak kadar sevmek istemiyorum hem. Bundan böyle kimse sabahlara kadar ağlatacak kadar değerli olmamalı gözümde. Dedim ya, becerebilirsem, kırılmayacağım kimseye. Birini kırılacak kadar sevmek, kırılacak kadar bir beklenti içine girmek istemiyorum. Vazgeçtim ben artık. Kimse için yaşamam gerekmiyor, sonuçta kimse benim için yaşamıyor. Kendi nefesimden kesercesine, başkasının nefesi olmaya da gerek yok artık. Kağıt kalemsiz olmaz belki ama ben sensiz de yaşayabilirim.