Hayatımda yaşadığım bütün güzelliklerin bir bedeli vardı.
Hıçkıra hıçkıra ağladıktan sonra güldüm hep.
Başkalarını boğarken gözyaşları, beni yaşattı.
Her ne kadar o çoçuk ruhum hiç geçmese de, beni olgunlaştıran hep gözyaşlarımdı.
Çocuklar gibi düştüm hep.
Kimi zaman tekrar kalkmak pek gelmese de içimden, bir şekilde kalktım.
Kimileri düşmeme sebep olurken, kimileri de bana hep güç verdi.
Kimileri öldürürken içten içe, kimileri de kendinden verircesine can kattı.
Ve ben, buna inanmayı hiç istemedim.
Nefesini kesen birinin nefesi olmak ister mi bir insan?
İstedim...
Göz göre göre yürüdüm uçurumlara.
Göz göre göre inandım yalanlara.
Yalanlar arasında doğru aranır mı hiç.
Onu da aradım.
Gerçekleri değil, görmek istediklerimi gördüm hep.
Kâbusa benzettim yaşadıklarımı.
Kâbusa benzettim yaşadıklarımı.
Uykudan da vazgeçtim bu yüzden.
Kendimden vazgeçmeye gelince iş,
Uçurumdaki o son adımda, dönüp bir baktım arkama,
Kimse can vermeye değmezmiş aslında.
İşte bu yüzden ölmeyi değil, yaşamayı seçtim.
Bundan böyle nefesim, sadece yüreğimdekilere feda...
Yorumlar
Yorum Gönder