Masum uykusu tokat ve bağrış sesleriyle
bölündü küçük Arif’in. Alışkın olduğu bu bağrış ve tokat seslerini duymazdan
gelmek istiyor ve uykusuna devam etmek istiyordu. Rüyasında da tam oyuncaklar
diyarına gitmişti. Uyuyup tekrar rüyasına dönmek istiyordu. Oysa gözünün her
kapattığında babasının annesine attığı tokatın sesi uyumasına bir türlü izin
vermiyordu. ‘Yapma! Vurma artık!’ diye ağlayan annesinin sesi çınlanıyordu
kulaklarında. Henüz yedi yaşındaydı ama her gece annesini döven babasını
öldürme planları yaparak uyuyordu.
Yatağından kalkıp sessizce
odadan çıktı ve onların olduğu odaya doğru yürüdü. Ses çıkartmamak için
ayaklarının ucuna basarak yürüyordu.Odanın kapısının yanındaki duvara başını
koyarak içeriyi dinleme başladı.
-Bi
daha bana haber vermeden kapıya çıkarsan seni dilim dilim doğrarım
-yemeklik
bi şeyler almaya…
Kadın daha sözünü tamamlayamadan
bir tokat daha yemişti. Babasının attığı her tokat Arif’in içindeki intikam
ateşinin alevliyordu. .Mutfaktan büyük bir bıçak alıp babasına saldırmayı
düşündü.Fakat çok korkuyordu bir tokat ta kendisi yemek istemiyordu. Annesinin
ağlama sesleri iyice yükselmişti. Babasının attığı her tokat sinir kokuyordu
adeta. Babası vurdukça kadın daha da ağlıyor ve Arif ağlamamak için
kendini zor tutuyordu.En son kendini
tutamayan küçük Arif duvara sürtünüp diz çökerek bağıra bağıra ağlamaya
başlamıştı.Annesinden daha çok acıyordu canı. Onu fark eden annesi yattığı
yerden koşarak Arif’i kucakladı, uzun zamandır görmüyormuş da yıllar sonra
görmüş gibi sarıldı ve bağrına bastı
oğlunu. Ağzından akan oğlunun göğsüne
bulaşmıştı. Arif’in masum ağlayışı masum bir çocuğun yüzü babası gibi gattar
bir adamın yumuşamasına sebep olmuştu.Annesini döven sürekli ona bağıran babası
gitmiş yumuşak bir adam gelmişti sanki.
-Tamam
oğlum. Ben anneni sevdiğim için yapıyorum bunları.
Diyip annesine sarılan Arif’i kendine doğru
çevirip sarılmak istedi ‘Seven sevdiğine vurmaz da bağırmaz da baba’ diyerek
yatağına doğru koştu Arif. O minik ellerini masum yüzüne koyarak ağlamaya
başladı ve ağlarken uyuyakaldı. Yedi yaşında bir çocuk ağlarken uyuyakalmayı
hak ediyor mu?
Sabah erken saatlerde açtı
gözlerini. Ağlamaktan ıslanmış yanakları. Annesini güzel bir öpücükle uyandırıp
ona moral olmak istedi. Koşarak gülerek gitti annesinin yatağından.Annesi yatak
odasında yatakta yatıyor babası ise salonda kanepede yatıyordu ne fedakar bir
insandı değil mi? İlk önce kadını dövüyor sonra ise onu rahat yatakta yatırıp
kendisi kanepede uyuyordu. Centilmenlik yapıyordu aklı sıra. O kadına tokat
atmasaydı huzurla yaşamış olsalardı beraber uyuyacakları bir kaya bile dünyanın
en rahat yatağı olacaktı o kadın için.
Kocaman bir öpücükle annesini
yanağından öpüp ’Günaaaaayddııın
anecciim’ dedi Arif.Oysa annesi hiçbir tepki vermedi. Şaşırmıştı Arif
bir de diğer yanağından öpmek istedi. Yine kocaman bir öpücük verdi annesine
fakat annesi yine bir tepki vermedi.Boş bir ilaç kutusuyla yatakta duran bir
kağıt parçası Arif’in gözüne çarptı.
Kağıda baktı.Bir mektuptu bu. Arif sadece adını yazmayı ve okumayı
biliyordu. Mektubun ilk satırındaki ‘Arif’ kelimesini görünce mektubu cebine
saklayarak koşarak babasını uyandırmaya gitti.
-Kalk katil! Kalk çabuk. Annem öldü senin
yüzünden kalk.Hareket etmiyor annem ilaç içmiş intihar etmiş kalk.
Arif’in bir rüya gördüğünü ve onun
etkisinde kaldığını düşünen babası uyumaya devam etmek istiyordu.Fakat sert
tokatlar vurup bağıran Arif buna izin vermemiş ve sonunda babasını odaya
götürebilmişti. Odaya gelip manzarayı gören adam karısının cesedine sarılıp
ağlamaya başladı.Daha dün gece kadı döven adam o değilmiş gibi sarılıyordu
ölümüne sebep olduğu kadının cesedine yüzsüz herif. Arif ise buzdolabının
üstünden annesinin bir fotoğrafını almış annesinin dün gece en son ona
sarıldığı yerde o fotoğrafa sarılarak ağlıyordu. Cenaze günü sevenler ve
akrabalar gelmişti cenazeye.Kadının tek bir akrabası bile yoktu.Hep derdi
Arif’e bu hayatta tek varlığım sensin diye.Haklıymış.Bir sahip çıkanı olsa her
gece dayak atan bir kocaya bırakırlar mıydı hiç kızlarını?
Cenaze
günü Arif defalarca babasına saldırmaya çalıştı.Annesinin toprağa gömülmesine
gönlü hiç razı gelmiyordu. Babası gözünde bir katildi ve bu dünyada tek başına
kalmıştı Arif.
Karşı komşu Ayla Arifle oyunlar
oynar ona ablalık ederdi.Arif cebine
sakladığı mektup okutmak için ona
gelmişti ve mektubu okumasını istemişti.
‘
ARİF OĞLUM
YILLARCA BU ADAMA SADECE SENİN
VARLIĞINLA DAYANIYORDUM. BU DÜNYADA TEK BİR SAHİP ÇIKANIM DERDİMİ AÇABİLECEĞİM
TEK BİR İNSAN DAHİ YOK. SENDEN BAŞKA KİMSEM YOKTU EVLADIM BENİM. DÜN GECE
GÖRDÜÜMKİ BABAN SENİ GÖRÜNCE YUMUŞUYOR. BELKİ BU HAYATTA ARTIK BEN OLMAZSAM
SANA DAHA İYİ DAVRANIR VE DAHA İYİ BİR HAYAT YAŞARSINIZ. BEN ARTIK
DAYANAMIYORUUM EVLADIM.LÜTFEN BENİ AFFET. CENNETTEN İKİMİZ İÇİN BİR KÖŞK ALMAYA
GİDİYORUM.CENNETTE SENİ BEKLİYOR OLACAĞIM’
Ayla’nın okuduğu her satırda her
kelimede hatta her harfte arifin gözünden akan yaş yanaklarını
ıslatıyordu.
Vicdan azabı çeken ve pişman olan
babası defalarca Arifle konuşmaya çalışmış ona sarılmaya çalışmıştı oysa Arif
ne onun yüzüne bakıyor ne de tek bir kelime konuşuyordu. Babası artık ağlayıp
sızlamanın bir çare olmadığını fark etmişti.Tüm yaşanmışlıkları unutmak için
kendini eğlenceye vurmuştu.Gece alemlere gidiyor, gezip tozuyordu. Tam genç bir
kadının ölüm sebebini unutuyordu ki Arif’ i her gördüğünde tüm yaşanmışlıklar
tekrar gözünün önüne geliyor ve kafayı yiyecekmiş gibi oluyordu. Kırk yaşında
dünyaya yeni gelmiş bir bebek gibi olmaya karar verdi.Hayatına sil baştan
başlayacaktı.Evi arabayı satıp başka şehre gitmeye yeni insanlar görmeye kırk
yaşında bu dünyaya yeni gelmiş bir bebek olmaya karar verdi.Şehirden ve
insanlardan uzaklaşmak yetmeyecekti onun için Ariften de kurtulması lazımdı
eğer her şeyi unutmak istiyorsa.Çünkü Arif’ i her gördüğünde cesedine sarıldığı
karısı ve o cesedin sebebinin kendisi olacağı aklına gelecekti. Arifi çocuk
esirgeme kurumuna bırakmaya karar verdi.
Zor bir karardı fakat hayatını yenilemek için bunu yapması gerekiyordu.
Çocuğa bakamayacağına dair belgeler çıkartıp gerekli işlemleri yaptı. Kurumun
bahçesinde son bir kez Arif’ e sarılmak istedi.Fakat Arif hocasının elini tutup
onu çekiştirerek hızla içeriye doğru girdi.Dayanamadı adam yanakları birkaç
yaşla ıslandı.Arif ise nasıl hissettiğini bilmiyor sadece annesini özlüyor ve
annesinin ona yazdığı mektubu avucunun içinden asla bırakmıyordu. Babası
istediği gibi farklı bir hayat kurdu zamanla unuttu her şeyi.Arif ise
geldiğinden beri kimseyle konuşmuyor sadece annesinin ona yazdığı mektubu
tekrar edip duruyordu.Ezberlemişti mektubu ve en çok alında kalan ısım:’ Seni
cennette bekliyorum’ kısmı olmuştu.cennet güzel bir yerdi ve annesini daha
fazla orada bekletmek istemiyordu. Kurumun en üst katıdan bıraktı kendisini aşağıya
doğru.Korkmuyordu annesine gidiyordu Ve yere çakılan Arif’in gözleri
kapanıyordu. Babasının annesine atacağı bir tokat sesi de açamazdı artık
gözlerini tüm dünya savaşa girse çıkacak silah sesleri de.Gözleri çoktan
kapanmıştı bile annesine doğru yolculuğu başlamıştı.Belki de cennete ki köşkte
onu bekleyen annesine çoktan kavuşmuştu bile.
Yorumlar
Yorum Gönder