Ana içeriğe atla

HAYATIMIZDAN KAYIP GIDENLER






Hayata gözlerini açarken hiçbirsey bilmiyorsun.
Sonra konuşmayı, emeklemeyi, yürümeyi, sevmeyi, özlemeyi, vazgeçmeyi, vazgeçmek zorunda kalmayı ,aldatmayı ,aldatmamak gerektiğini ,insanların arkasından konuşmayı, konuşmamak gerektiğini öğreniyorsun.Nefreti öğreniyorsun sonra da aşkı görüyorsun ilk önce annende ,babanda, "Göremediğinde" ise filmler izliyorsun.Akrabalarına gidiyorsun.Göremezsen kıskanıyorsun ,görmeye çalışıyorsun. Annenle baban kavga etse neden tartıştıklarını merak ediyorsun hep.Hep bir merak duygusu gıdıklıyor içini.Giden kişiye gitme demeyi öğreniyorsun nereye gittiğini ,neden kızdığını bilmek istiyorsun. Her insana giderken soruyorsun zaten.Onlara sormadığında kendine soruyorsun "Neden Gitti" diye.Hiç bırakmayacaklarına inandıkların birer birer gidiyor sonra nedensizce hepsinden nefret ediyorsun.
Ardından yatağına yatıyor ve ağlıyorsun.Hayatı küçük yaşta öğrenmeye çalışıyorsun ,yalnız olduğunu anlıyorsun.Bazen en iyi arkadaşlarının gözyaşlarının aktığı yastık olduğuna inanıyorsun. Ama ona da kızıyorsun. Başkalarının görmesi için ıslandığını düşünüyorsun ,lanet ediyorsun. En yakın arkadaşın geliyor yanına sonra ya da kardeşin. "Ağlama lütfen,güçlü ol" diye sonra sana sarılıyor. Gözyaşlarının dinmesi için sıkı sıkı sarılıyorlar "geleceğini " söylüyorlar. Bırakıyorlar.  Geçmiyor sonra kendine sarılıyorsun. Yine geçmiyor o anlık unutuyorsun. Unutmaya çalışıyorsun. Hayatı merak ediyorsun. Hiç aldatmayan ,hiç yalan söylemeyen,hiç insanların arkasından konuşmayan ,hiç gitmeyecek olan insanların nerde olduğunu merak ediyorsun.Ya da var olup olmadıklarını merak ediyorsun.Düşünüyorsun seneler sonra her insanın gideceğine inandırıyorsun kendini. Ona göre yaşarken sonra birine güveniyorsun.Gözlerini kapayıp elini ona veriyorsun.Sakladığın cümleyi hiç ummadığın bir anda tekrar gün yüzüne çıkarıyorsun "Beni Bırakma" diyorsun.Unutmaya çalıştığın her insanın her hareketi tekrar hatırlatıyor kendini sonra her insanda aslında unutmaya çalıştığın insanları görüyorsun. Ve oda gidiyor.Hala hayatı öğrenmeye çalışıyorsun , hala bir merak içindesin ve bu öyle bir duygu ki adeta kaburgalarını kemiriyor.
    Gün bitiyor.Gece gözlerini kaparken çok şey biliyorsun.
Sanki ciğerlerin küle dönüşüyor çığlık çığlığa bir toz bulutu olup karışıyor gökyüzüne.
Sımsıkı yumuyorsun gözlerini
Susuyorsun ve...
Yastığa kızıyorsun.
Ondan çıkarıyorsun insanlara olan bütün nefretini...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadece "Sahte" İşte...

Yalandan ibaret bir dünya, Gerçek olan o kadar az ki ; duman olup uçuyor... Ya da damla damla akıyor gözlerden... Kelimeler; kelimeler de sahte , yalan aslında Onlara da insan eli değmiş sonuçta... Evet , duygular gerçek Lâkin bedenler sahte Lâkin bedenler sahte işte... Üşümekte sahte , üşümekte yalan... Hemde ağustosun ortasında... En büyük duygu sevgiymiş , Her duyguyu içinde barındıran Ve bir gün ortaya çıkaran.. Her şey  sevgiden ibaretmiş... Yani yalan , sahtelik ; Sevginin çocuklarıymış meğer... Saç telleri bile terk ederken insanı , Saç telleri bile... Doğru ya ; Bu yolculuk , terk ederek başlamıştı zaten... Ve şimdi terk ettiğimiz yere Geri dönebilmek için yaşıyoruz... SIRADAN BİRİ...

HAYATIN SURLARI

Bazen insanlar düşünürler ;  "Hayatın anlamı nedir diye ." Bunu zaman zaman sizler gibi  bende düşünüyorum... Hayatımın anlamı nedir diye ? Gerçekler acıdır derler lakin gerçeklerin acı olduğu kadar tatlı olduğu anlar da vardır. Önemli olan , senin hayattan ne kadar zevk aldığın yada almak istediğindir... Söyle düşünebiliriz damak zevkimize uyan bir yemeği yediğimizde aldığımız haz ile uymayan bir yemeği yediğimiz de aldığımız haz. Hayatımıza hep bir sınır ve kural koyarız.  Evet evet bildiğin sur gibi kale duvarları dikeriz duygularımızın önüne , Kendimizce uydurduğumuz kural ise eğer o surları aşarsan kale duvarını işgal etmiş olursun ve o anda alarmlar çalar kural ihlali olduğunu hatırlarsın. Oysa ki sınırlar ve kurallar bizim ürettiğimiz bir hayal ürünüdür. Gerçeklerle yüzleşmemek için bunu yaparız. Geçmişe dönüp bakarsak tekrardan hüzünlenip o günlere geri döneceğimizi sanarız ve çoğu zaman öyle de olur. Geçmişteki...

Son Kaybediş...

Vazgeçmek kolay olmadı hiçbir zaman Aslında ; Çoğu zaman istemedim Vazgeçmeyi... Yok oldum belki , Onun varlığında... Lâkin ; Var olamadım tekrardan , Onun yokluğunda... Evet , bir şeyler eksildi... Eksildi de ; Ne önemi var ki , Geriye benden bile Ben kalmamışken... Onlarda kırk yıl hatrı kaldı , Bir fincan kahvenin... Bende ise ; Uykusuz geceler... İşte bu; İşte bu yenilgimin son fermanıydı... Ruhum ; işgal edildi... Kelimelerim ; katledildi.... Bu sefer ; Çok büyük kaybettim... Çok büyük... Çok...  SIRADAN BİRİ...